İsrail’e gelmişken, Tel Aviv gezildi, Kudüs görüldü, geriye kalan güzellikleri de kaçırmamak gerekir.

Bu yazıyı ilk gördüyseniz önce size diğer yazılarıma alayım, en son adresiniz bu yazı olsun.

Araba kiraladığımız için ulaşım bizim için oldukça rahattı ve şunu söylemem gerekir ise, yollar inanılmaz keyif Verdi bize. Yollar gayet güzel, çölün ortasındasınız evet sıcaklık gerçekten artıyor ama sürüş keyfi ap ayrı bir şey. Ormanlık bir alanda gitmek çok güzeldir, her yer yemyeşil, mavi ve toprağın buluşması. Hata karlı zamanda bile çok güzeldir ama çölde sürmek te başka bir zevkmiş bunu anladık.

Çölde araç sürmenin güzel tarafı, her an farklı bir şekil çıkabiliyor karşınıza. Yüzlerce yıl önce belki binlerde, orada akan nehirlerin suların aşındırdığı şekilleri görüp aklınızda canlandırabiliyorsunuz ve benim gibi dünyanın oluşumu, evrim, zamanla değişen coğrafyalar gibi konulara ilgili kimseler için kaçırılmayacak bir göz ziyafeti.

Evet arabamızla gidiyoruz şunu söyleyeyim tam 12-13 derece sıcaklık artışı oldu Tel Aviv’e göre.

İlk durağımız ölü deniz, ardından Ein Gedi, sonrasında Masada olarak bitirdik günlük turumuzu.

Yollarda giderken dikkat edebileceğiniz bir başka şey ise çölün ortasında sürekli belli aralıklar ile gruplaşmış palmiye ağaçları. Özellikle palmiye yağı çıkartmak için bütün İsrail sınırı boyunca ekmişler.

Bu yol gezimizin tabi bir de acı kısmı var oda İsrail ve Filistin sınırları. Gerçekten iki ülke sınırlarında (veya bölgeleri dersem daha doğru olacak) bulunan duvarlar, birkaç metre aralık ile karşı tarafı izleyen kameralar, Filistin kısmının yaşadığı psikolojik zorlukları gerçekten anlatmaya yetiyor. Ama şu var, Filistin taraflarına geçtiğimiz zaman ne sorun yaşadık ne insanlarda bir fark gördük. Tamam İsrail kısmına göre tam bir Ortadoğu ülkesine geçiyorsunuz Filistin kısımlarında ama yine de savaş varmış yokmuş, herkes gündelik hayatında bu kısımlarda.

Son bir not, giderken, yol kenarlarında bedevileri de görebiliyorsunuz. Bize 2-3 kere denk geldi.

Ne yenir konusunda biz ana şehirlere sakladık kendimizi hem araştırmalarımız hem gözlemlerimiz, pek iyi yerler olmadığını gösterdi bize çünkü.

Gideceğiniz çoğu yer ücretli burada, bu nedenle öğrenci kartı veya öğrenci kartı diye inandırabileceğiniz kimlikler yanınızda bulunsun. Ben gerçi Türk kimliği uzatınca “OO Türk’sün sana indirimli” dediler her yerde ama şansa bırakmayın derim.

♦Ölü Deniz

Ölü deniz ile ilgili ilk uyarım birkaç yeri var. Biz yanlışlık ile Filistin kısmındaki plajına gittik ve size önerim yapmayın. Biz Kalya Beach’e gittik. Burası Filistin kısmına aitmiş, zaten girer girmez hissediyorsunuz. Dünyanın en alçak barı burada deniyor. Aşağı doğru, gölün güneyinde kalan Ein Bokek Beach ise asıl bence gitmeniz gereken plaj. Hem daha nezih daha geniş ve daha temiz. Ayrıca İsraillilerin plaj ve oteller bölgesi burası.

Ein Bokek ücretsiz, Kalya Beach ise ücretli.

Ölü deniz yani Lut gölü, en düşük rakıma sahip -430m. Günümüzde akarsularla beslenmeyen ve 600 km² civarında bir alanı kaplayan Lut Gölü, Afrika-Suriye ayrımındaki en alt noktada yer alır. Lut Gölü’nün tabanı, su derinliği çok fazla olmasa da göl seviyesi deniz seviyesinden 350 metre aşağıdadır. Gölün özelliği adından anlaşılacağı gibi tuz.

Tuz oranı %33 civarlarında. Normal bir deniz tuzu %3 gerisini siz düşünün. Girdiğiniz anda zaten vücudunuzda nerede yara var hissediyorsunuz. Yüz üstü yüzmek zaten yasak, gözünüze geldiği an çok fena yakıyor çünkü tuz, deneyimledik biliyoruz o acıyı. Ayrıca bu kadar tuz oranı yüksek bir gölde suya batamıyorsunuz. Gerçekten, su üzerinde yatıp kitap okuyabiliyorsunuz, öyle bir kaldırma kuvveti var.

Dikkat! Mutlaka ve mutlaka sandalet, terlik neyse alın yanınıza. Kuma basamıyorsunuz sıcaktan çünkü.

Buranın bir başka özelliği ise tabanını kaplayan çamur. Hem güneş altında o kadar tuzlu su ile yanmanızı engelliyor hem de vücuda faydalı olduğu söylenmekte. Özellikle bu bölgelerde çok fazla deniz tuzu ve çamuru satıldığını görebilirsiniz. Duş tuzları baya meşhur.

♦Ein Gedi

Çölün ortasında hiç beklemediğiniz ilginç bir yer. Bir vaha. Girdikten sonra biraz yürüdüğünüzde ilk mini şelaleyi göreceksiniz. Daha da tırmanın en tepeye kadar ve orada asıl şelaleyi bulacaksınız. Ben daha geniş, şelale altında gezilebilecek bir alan sanıyordum ama beklediğimden daha minik bir alan. Yüzüp, dinlenebileceğiniz alan kısıtlı. Fakat burada tırmanmak, arada suyun serinliğini çıkartmak ve çöl ortasında bu güzelliği keşfetmek gerçekten çok güzedi. Özellikle yukarıda bahsettiğim gibi, yıllar öncesinden akan suların burada yeryüzünü nasıl şekillendirdiğini açıkça grebiliyorsunuz.

Burada açık ortamda hayvanları da gözlemlemek mümkün fakat biz gittiğimizde göremedik. Biraz şans işi bu sanırım.

♦Masada Dağı

Burada önemli nokta saatlerini kontrol etmeniz. Şabat zamanı en son teleferik 3 normalde saat 4 te bitiyor. Teleferik ile dağın tepesine çıkıyorsunuz. Normalde en az 1-1.5 saat süren bir yol da var yılan patikası diyorlar, ama denenecek bir şey değil o sıcağın altında.

“Romalılara teslim olmak istemeyen Masada’daki 960 Yahudi intihar etmiştir. İnanca göre, sarp tepelere kurulu masada kalesi içerisinde gizlenen Yahudiler, kurtuluş ümitlerinin tükendiği anda, aralarından silah kullanmayı bilen 10 kişiyi, kendilerini öldürmeleri için görevlendirirler. Kural gereği bu 10 kişi, diğer 950 kişiyi öldürdükten sonra, birbirlerini de öldürerek kimse hayatta kalmaksızın toplu intihar gerçekleştirilecektir. Toplu intihardan sadece 2 kadın ve 5 çocuk hayatta kalmıştır. Hikâyenin tarihsel arka planında da, hayatta kalan bu kişilerin aktarımları rol oynamıştır.

Rivayete göre matematik ve fizikte kullanılan J sayısı konsepti, adını toplu intiharda kimin kimi öldüreceği konusunda kura çekilirken en sona kalan Jospehus’tan almıştır.

Masada, 2001 yılında UNESCO tarafından Dünya Mirası olarak ilan edilmiştir” [1]

Burada manzara ne peki. Pek değebilecek bir şey değil aslında ya gündoğumu yada gün batımı izlenir. Bir çöl ve Ortadoğu’nun çorak topraklarının manzarası. Ufak bir kanyon havası ve manzarası olan bir kısım.

♦Dead Sea Lookout

Burası Tel Aviv geri dönüşünü yaparken karşımıza çıkan bir yer ve bütün tatilimizi boyunca tel Türk’e rastladığımız yer. Ölü deniz ve çöl manzarası buradan gerçekten çok güzel görünmekte. Ein Bokek’ten 10km uzakta. Araba ile 10 dakika uzaklıkta.

♦Beytüllahim

Buraya girişte sınırdan geçiyorsunuz ve gerçekten Filistin sınırları içerisinde olmuş oluyorsunuz. İçeride dolar ve şekel geçmekte.

İsa’nın Beytüllahim’de doğduğuna inanılır. İsa’nın doğduğu dönemde Beytüllahim Roma İmparatorluğu’nun Yahudi’ye eyaletine bağlı idi.

Bununla birlikte bazı araştırmacılar Beytüllahim’in bir yer adı değil, yıldız gibi bir gök cismi veya olayının adı olduğunu ileri sürerler. Bu iddiaya göre Beytüllahim İsa’nın doğduğu yeri değil, zamanı belirtir.

Burada ki önemli nokta Doğuş Kilisesi, yani, Church of Nativity. Bir bazilikadır aslında.

“Kilise ilk olarak 327 yılında I. Konstantin ve annesi Helena (imparatoriçe) tarafından, İsa’nın doğum yerini olarak bilinen mağaranın üzerine inşa edildi. Doğuş Kilisesi’nin orijinal bazilikası 339’da tamamlanmış ve 6. yüzyılda Samiri İsyanları sırasında yangın sonucu yok edildi. 565 yılında Bizans imparatoru I. Justinianus tarafından orijinal bazilikaya sadık kalınarak tekrar inşa edildi. Doğuş Kilisesi’nin bulunduğu site, bu ikinci inşaattan bu yana önemli çan kuleleri de dahil olmak üzere çok sayıda restorasyon gördü. Kültürel ve coğrafi geçmişinden dolayı, site Hıristiyan inancında çok önemli bir yere sahiptir.

Doğuş Kilisesi UNESCO tarafından bir Dünya Mirası ilan edilmiştir ve Filistin’de listelenen ilk Dünya Mirasıdır. Bu site UNESCO’nun Tehlike altındaki Dünya Mirasları Listesi’nde yer almaktadır.” [2]

Burası biz ipek mutlu etmedi çünkü ortam Filistin kısmı, bir anda araba park etmek istediğimiz zaman hemen değnekçiler gelip yardım etmeye çalışıyor, size yön gösterip bir şeyler isteyenler, satıcılar, ortalıkta tur rehberi diyen kendine insanlarla dolu. Ortam ve kilise güzel de olsa, bir an önce çıkmak istiyorsunuz maalesef.

Filistin toprağı ama etrafta bütün hediyelikler İsa ve çarmıh. Oda ilginç.

Tatilimiz böyleydi. Toplam 4 yazı ile özet geçmeye çalıştım, umarım faydalı olabilmişimdir.

Herkese iyi seyahatler şimdiden!

Yorum Yaz