Selamlar ve sevgiler herkese. Belgrad’a, Belgrade Lindy Exchange dolayısı ile gittim, e sonrasında da sizinle Belgrad deneyimimi paylaşmak istedim.

Belgrad ile öncelikle diyebileceğim şey, şehre bayıldım. Her zaman “aman nasılsa balkanlar bir ara gidilir” veya “Balkan ülkesi ya ne olacak orta ayar” düşüncesindeydim hep maalsef ama bunun hiç te böyle olmadığını farkettim. Ve açıkça söyleyebilirim benim için Barcelona da zaman geçirmekten se mesela Belgrad’ı tercih ederim. Şehir ilk önce eski değil ama vintage bir dokuda. Şehrin dokusuna bayılmamak elde değil. Nüfus az, sessiz sakin, tam kafa dinlenmelik, şehrin dokusuna kendinizi kaptırıp, güzel bir yerde kahvenizi yudumlamak, parkta gezmek veya güzel havanın tadını çıkartmak için birebir. Çoğu kişi gece hayatını da beğenmekte ama maalesef ilk gezimde 4 gün aralıksız lindy hop yaptığım için gece bir mekâna gitme şansım olmadı.

Belgrad Sırbistan’ın başkenti ve en büyük şehri. Balkanların en büyük şehirlerinden birisi ve Belgrad Beyaz şehir anlamına gelmekte. 1,5 milyondan fazla bir nüfusa sahip yaklaşık olarak. Tuna ve Sava nehirlerinin birleştiği bölgede yer almakta ve iyi ki de burada yer almış çünkü nehirlerin manzarası muhteşem. Ülke yüzölçümünün %3,5’u iken, nüfusun %23’ü Belgrad’da.

“Belgrad’ın kurulduğu alan, Prehistorik Avrupa’nın en büyük kültürlerinden olan Vinča kültürünün MÖ 6. yüzyıl dolaylarında doğduğu yerdir. Antik dönemde kentin bulunduğu alanda bir Trak-Dak kabilesi olan Singiler yerleşmişken MÖ 279’dan sonra bölgeye gelen Keltler buranın adını Singidūn olarak değiştirdi. Roma İmparatoru Augustus tarafından fethedilerek 2. yüzyılın ortalarında şehir hakları ile ödüllendirilen Belgrad 520’li yılların başlarında sürekli olarak Slav akınına uğradı. Stratejik konumu nedeniyle kent antik çağda sayısız Doğu ve Batı ordusunun 115 savaşına sahne oldu ve tarih boyunca 44 kez yerle bir edildi. Orta Çağ süresince Bizans İmparatorluğu, Franklar, Birinci Bulgar Devleti, Macaristan Krallığı ve Sırp Despotluğu hâkimiyetine giren kent 1521’de Osmanlı İmparatorluğu hâkimiyetine girerek bir sancak hâline getirildi ve devletin Avrupa’daki toprakları ile tüm Avrupa’nın en büyük şehirlerinden biri oldu. Kentin büyük bölümü Avusturya-Osmanlı savaşlarında zarar gördü ve bir müddet sonra hâkimiyeti Habsburg Monarşisi’ne geçti. Kentin Sırbistan’ın başkenti unvanını tekrar kazanması Sırp İsyanları sonucunda 1841’de gerçekleşse de şehrin kuzeyi Habsburg Monarşisi’nde kaldı ve 1918’de Avusturya-Macaristan İmparatorluğu dağılana kadar kent 2 parça hâlinde varlığını sürdürdü. Birleşik kent 1918’de Yugoslavya’nın başkenti ilan edildi ve 2006’da ülke tamamen dağılana kadar da bu durumunu sürdürdü. [1]”

Belgrad kendi para birimin kullanmakta. Sırp dinarı. Yaklaşık 1TL = 30 Dinar. Burada döviz bürosunda ne kadar çok bozarsanız para, o kadar yüksek oran alıyorsunuz. Gitmeden dolar veya Euro almanızı öneririm ama lira her yerde bozduramayabilirsiniz. Havalimanında para bozdurmayın veya sadece sizi şehre götürecek kadar olsun yeter. Taksi ile gidecekseniz Euro kabul ediyor.

Musluk suları içiliyor ama çok da lezzetli değil. Yine de biz para vermedik açıkçası suya pek ama Ağustos başı, adamların gördüğü en sıcak dönemlerden birine gelince mecbur içeceğe gömdük ama paraları.

Sırpçada, Türkçeden gelen çok fazla kelime var. Mesela biz Dorcol bölgesinde kalıyorduk ve aslında dört yol demekmiş.

Hem Kiril alfabesi hem Latin alfabesi kullanıyorlar. Okulda küçüklükten ikisi birden öğretiliyor ve resmi yazışmaların veya dokümanlar Kiril olması şartı var ama her yerde Latin alfabesiyle yazılmış şekilde de görebilirsiniz. Bu nedenle bazen Kiril bazen Latin şaşırmayın.

Pazar günleri çoğu yer kapalı maalesef. Bu nedenle alışverişinizi pazara sarkıtmamanızı öneririm ve vaktiniz varsa aşağıda belirttiğim güzellikte olan Ada bölgesine Pazar gidin. Biraz kalabalık olacaktır ama güzel.

◊  NASIL GİDİLİR?  ◊

THY, Pegasus ve Atlas Global aktarmasız uçuş sunmakta. Uçuş süresi 1 sat 45 dakika. THY ve Atlas Atatürk, Pegasus ise Sabiha’dan kaldırmakta uçakları.

◊  NEREDE KALINIR, ŞEHİR İÇİ ULAŞIM?  ◊

Açıkçası booking ve benzeri sitelerden bulabilirsiniz konaklamayı. Benim önerim hostel vs. ile uğraşmaktansa eğer çok yoğun bir dönem değil ise ev tutmanız. Biz ev tuttuk şehir merkezine de yakındı, hem de istediğimiz rahatlıkta kullanabiliyorduk.

Booking.com 15$ indirim için tıklayabilirsiniz.

Şehir içi ulaşım için aslında şehre gitmeniz yeterli sonrası ise yürüyerek gezebilirsiniz. Havalimanından şehre eğer atlas global ile geldiyseniz ücretsiz servisler var şehir merkezine çift taraflı. Eğer diğer havayolu şirketleri ile geldiyseniz taksi 15€ civarı yazıyor veya hemen çıkışta şehir merkezine giden otobüsler mevcut.

Şehir içinde Çok yorgunsanız veya acil ise işiniz taksiye binebilirsiniz, şehir merkezi etrafı en fazla Türk lirası cinsinden 10 lira yazdı bize ve en uzak gittiğimiz mesafe 30 lira yazdı. Onun dışında tramvaya binebilirsiniz. Çoğu kişi biletsiz biniyor ama yakalanırsanız sorumluluk benim veya Sırp halkının değildir bilginize.

◊  BELGRAD  ◊

Geldik sonunda Belgrad’a ve nereler gezilir, nerelere gitmek gerekir.

♦Kalemegdan. Kalemeydanı da diyebiliriz. Belirttiğim gibi Türkçeden gelen çok fazla kelime var. Kale tam Tuna ve Sava’nın karıştığı bölgede bir uçurum sırtındadır. Kalenin kurulması MÖ 3’üncü yüzyıla kadar gitmiştir. Rivayete göre kalenin altında Attila’nın mezarı bulunmaktadır. 535 yılında tekrardan yapılmıştır. 1521 tarihinde ise Osmanlı sınırlarına katılmıştır. Kanuni Sultan Süleyman’ın şehri alması ile birlikte şehir yerle bir olunca, bütün Hristiyan nüfus bugün İstanbul’daki Belgrad Ormanı’na gönderilmiştir. Buranın güzelliği hem dinlenmek için çok tatlı bir yer, arka tarafında nehirlere doğru ise muhteşem bir manzara sizi karşılıyor. İçerisinde askeri müze dahil olmak üzere birkaç yeni müze de açılmış durumda. Hediyelik eşya satıcıları bulunuyor tam yukarıdaki ana girişinde ama meydanda 650 dinara satılan şeyler burada 800’e satılıyordu ama daha orijinal hediyeler de bulmak mümkün burada bazen.

♦Knez Mihajlova. Her yerde istiklal caddesi benzerlerini yazıyoruz. Belgrad’da ise burası Knez Mihalova caddesi. Başlangıcı Cumhuriyet meydanında olup, Kalemegdan’a kadar gitmekte. İstiklal Caddesi’nden daha çok etkilendim ben çünkü geniş ferah ve insan az. Yol ortasında özellikle cumhuriyet meydanı tarafında hediyelik eşya satıcılarını bulabilirsiniz. Ayrıca güzel kafeler, mekanlar bulmanız mümkün ama burada yenilen yemekler, daha şehrin içinde kalan yerlere göre bir tık aşağıda kalıyor bu nedenle daha lokal yerleri tercih edin. Alışveriş yapmak isteyen bayanlar ise bu caddede güzel vakit geçirebilir.

♦Hemen Knez Mihajlova’yı yazmışken, Kalemegdan tarafına doğru tekne turu standını görebilirsiniz. 10€ ve 1,5 saat sürüyor 2 alternatif var. Birincisi akşam saat 6 da öbürü 8 veya 8:30 olması lazım. Önceden whatsapp veya viber ile rezervasyon yapabiliyorsunuz. Tekneler 2 katlı içerisinde barı müziği olan kaplumbağa şeklinde cam ile kapalı tekneler. Vaktiniz varsa vakit ayırmanızı öneririm.

♦Cumhuriyet Meydanı. Hemen Knez Mihajlova’nın başlangıcında olan meydan genel olarak şehrin merkezi ve buluşma noktası. Ortada Prens Milos Obrenovic’in at üstünde heykeli bulunuyor. Yazın meydan önünde ufak konserler görebilirsiniz gün ortası.

♦Aziz Sava Katedrali. Şehirde belki de görülmesi gereken yerler arasında en uzakta olanı. Bu nedenle benim önerim buraya gidip oradan yürüyerek Nikola Tesla müzesi, saraylar, Aziz Mark kilisesi ve şehir meydanı yapabilirsiniz. Osmanlı padişahı Sinan Paşa 1595 yılında Aziz Sava’yı buraya gömüyor (tabi bizim kaynaklar pek yazmıyor ama kese kese ilerlemiş Osmanlı burada) ve bunun üzerine Sava katedrali oluyor. Bir yapının katedral olması için belirli mimari gereklilikler var ve bu kilise katedral olmasa da katedral olarak anılıyor.

♦Nikola Tesla Müzesi. Açıkçası benim için biraz hayal kırıklığı oldu. Çok daha büyük bir beklenti ile gittim ama maalesef çok küçük ve ufak bir alanda çok az şey görüyorsunuz. Giriş 500 dinar ve turla katılmak zorundasınız. Nikola Tesla’nın hayatı ile ilgili önce size bir belgesel izletiyorlar sonra da güzel deneyli anlatımlar yapıyorlar. Açıkçası anlatım ve sunum muhteşemdi benim açımdan bir mühendis olarak ama geri kalan da müzede pek bir şey yok. Üst kat kapalı zaten. Nikola Tesla’nın külleri burada diyorlar ve sergiliyorlar ama gerçek mi değil mi bilemem. Artı bir eksiklik, hediyelik eşya bölümünde hiçbir şey yok. Bu beni biraz şaşırttı açıkçası. Şehir merkezinden biraz uzak olduğunu da belirtmeliyim.

♦Skadarlija. Aaah ah, nasıl anlatsam. Şehrin bence en güzel bölgesi. Cumhuriyet meydanından hemen aşağıda kalıyor. En güzel yemekleri yiyebileceğiniz, muhteşem dokusuyla sizi içine çekecek ufak bir cadde. Çoğu restoranda canlı müzik, güzel yemekler mevcut. Burayı İstanbul’da olsa Nevizade gibi içip canlı müzik, fasıla gelenlerin mekânı gibi değerlendirebilirsiniz. Taştan yolları yürümek çok keyif verici.

♦Sırp Ulusal Müzesi. Hemen meydanda At heykelinin orada bulunuyor. Ben müze sever bir insan olmadığım için ve zamanım pek olmadığından denemedim, olsa da vaktim girmezdim orası ayrı ama ilgilenenler için yeri hemen meydanda.

♦Aziz Mark Kilisesi. Skadarlija’ya yakın diyebilirim. Çok özel değil, ama yolunuzun üstü ise uğramanız gereken bir kilise. Bizans mimarisinde yapılmıştır. Aktif olarak kullanılıyor. Mumumu yaktım ben : )

♦Zemun. Belgrad 2 ye ayrılmakta. Hep gezdiğimiz gördüğümüz kısım eski Belgrad. Nehrin karşı yakası ise yeni Belgrad olarak anılıyor. Burada Zemun bölgesi yeni merkez olmuş durumda. Asıl eski Belgrad’ı bitirdikten sonra vaktiniz kalırsa gitmenizi tavsiye ederim. Eğer tekne turu yapacaksanız bu bölgeden geçiyor ama sadece uzaktan tekne ile görebiliyorsunuz.

♦Ada Ciganlija. Nehirden doldurma bir kısım ile Belgrad için büyük ve güzel bir park + plaj yapıyor Sırplar. Pazar güneşin tadını burada çıkarttık biz. Su açıkçası giren arkadaşlar tarafından pek beğenilmedi sıcak ve çok temiz değilmiş. Gerçek deniz değil sonuçta. Onun dışında bütün sahil boyunca mekanlar, ister şezlongunuza uzanabilirsiniz, ister oturup yemeğinizi yiyebilir, içkinizi içebilirsiniz. Aynı zamanda su sporları, bungee jumping gibi aktiviteler de bulunmakta. Ben bazen gezmekten se önceki yazılarımda da yazmıştım, sadece gittiğim yerde dinlenip, kendimi çimlere atıp güneşin ve anın tadını çıkartmayı seven birisiyim ve burası bana ilaç gibi geldi. Bizim için ayrı bir dip not, çimlerde lindy hop yapmak ve müzikalite konuşmak ta işin artısıydı.

♦Walking Tour. Tripadvisor sitesini duyduysanız eğer, bu tur en çok oy alan tur şu anda. Bahşiş usulü çalışıyorlar ve günde 1 veya 2 sefer yürüyerek size şehri anlatıyorlar. Sonunda ise güzel bir Rakija ikramı olmuştu bize ve içtiğim en güzel rakija’ydı ve en güzel içkilerden birisiydi. Vaktiniz var ve şehri size birisinin anlatması ile gezmek isterseniz katılmanızı öneririm. Yürüyerek zaten gezilen bir şehir ama bilen birisi ile daha faydalı olabilir. İsveç’te katılmıştım ben ve bana güzel şeyler katmıştı.

♦Eski ve Yeni Saray. İkisi de yan yana aslında. Bu sarayları yapan güzel bahçeleri. Onun dışında açıkçası pek esprisi yok. Diğer saraylar gibi gezmek te mümkün değil. Eski saray 1881 yılında yapılıyor, yeni saray ise 1922.

♦Sırbistan Parlamentosu. Çok standart bir parlamento binası mimarisine sahip benim gözümde. Yakın tarihte tamamlanmıştır yapılması.

♦Yüzen barlar. Tuna nehrinin yeni Belgrad tarafında kalan bu kısımda nehir boyu botlarda gece kulüpleri ve barlar mevcut. Biz pazar akşamı veda partisini burada yapmıştık ve güzeldi ama çok büyük değiller ve diğerlerine giden arkadaşlar pek önermemişti. Gece değişiklik yapmak isteyenler için değişik bir alternatif.

◊  NE YENİR?  ◊

Ne yenmez ki! Birincisi porsiyonlar gerçekten çok büyük, tam istediğim şey! Türkiye’de aynısını yemek istesek kalite + porsiyon olarak bahsediyorum en az 4 katı fiyat çıkartırlar. Öncelikli yemeniz gereken şey tabi ki et! Etler inanılmaz lezzetli ve doyurucu. Benim önerim eğer arkadaşlar ile gidecekseniz veya bir grup ile, her şeyi istesin herkes, birbirinizden tadarak yiyin : ). Buyurun detaylara inelim.

♦Önceliği Skadarlija bölgesinde bulunan Two deer restoranına, yani Dva Jelena. Muhteşem et yemekleri, yanında size ikram ettikleri kocaman sarımsaklı ekmekleri ve güzel şarap eşliğinde Skadarlija dokusunu içinize çekerek muhteşem bir yemek yiyebilirsiniz. Ortaya kızarmış et parçası söyledik ama pek hoş değildi ve gereksiz büyük bir porsiyonda geliyor pek tavsiye etmem. Yemeklerin yanında ise var ise lokal şaraplardan tercih ediniz hem beyaz hem kırmızı denedik ve ikisi de güzeldi.

♦Burada ilk önerimiz Cevapi. Kendi özel yemekleri, bizim için bildiğimiz İnegöl köfte diyebiliriz ama porsiyonlar gayet büyük ve oldukça lezzetli et. Yanında patates ile servis ediliyor.

♦İkinci seçeneğimiz içi dolgulu et. Adını tam hatırlamıyorum kusura bakmayın. Kaymaklı haşlanmış patates ve barbekü sosu ile servis ediliyor. Gerçekten çok lezzetliydi ama siparişi verirken iyi pişsin diye belirtin çünkü benim yediğim içlere doğru az pişmişti.

♦Üçüncü alternatif ise, bizim tandıra oldukça benzeyen yemekleri. Yanında patates ile servis ediliyor yine. Bence yediğimiz üçlü arasında en iyisiydi.

♦İkinci durağımız ise Question Mark (Znak Pitanja) kafe. Veya kısaca “?”. Kalemegdan’a daha yakın bir bölgede bulunuyor. Biz yorgun olduğumuz için taksi ile gittik ama dönüşümüzü yürüyerek yaptık, merkeze yakın sayılır aslında. Girdiğinizde mümkünse arka bahçede yer varsa oraya geçin çok tatlı bir arka bahçesi bulunuyor. Burada ne yesek çok lezzetliydi gerçekten. Gönül rahatlığı ile isteyebilirsiniz her şeyi ama ben biz ne yediysek size hepsini gönül rahatlığı ile önereceğim. Oturduğumuz masanın mottosu aşağıdaki resimde : ).

♦İlk olarak karışık bir başlangıç tabağı istedik. Peynir, salam, bazı mezeler, fasulye ve kaymak ile geliyor. Çok lezzetli ve 3 kişiye yetersiz bir tabak oldu bizim için çünkü çok lezzetliydi ama bir yıldız vardı ki tabakta o da kaymak! Yok böyle bir lezzet. Yok böyle bir aroma. Porsiyon boyutlarını bildiğimizden ve kesin çok şişeceğimizi bildiğimizden istemedik ama sadece kaymak isteyebiliyorsunuz burada. Kaymak yemeden asla dönmeyin buraya gelirseniz. Ülke genelinde zaten kaymaklar inanılmaz lezzetli. Aynı zamanda bu restoranda yemekleri kaymaklı olarak ta isteyebilirsiniz. Aynı zamanda yemek sonunda tatlı söylemeyi ihmal etmeyin zira biri incirli, öbürü cevizli, inanılmaz 2 tatlıları var.

♦Kapanış tabii Türk kahvesi ile. Aynen Türk kahvesi olarak geçiyor. Sunumu bizden biraz farklı. Bardağın yanında cezvede geliyor kahve.

♦Rakija. Ülkenin yerel içkisi. Shot olarak içiyorsunuz ama önemli olan ev yapımı olanları bulabilmek. Özellikle mekanlarda resmen tekila gibi çirkin bir shot veriyorlar rakija diye.

♦Börek. Her yerde burek şeklinde börekçi görebilirsiniz. Özellikle gece geç saatlere kadar açık bulabilirsiniz. Geç saat derken sabah 4 gibi diyorum.

♦Dorian Gray. Özellikle kahvaltımız için bir numaralı adresti bizim için. Muhteşem kahvaltı yapmak, aşırı lezzetli duble espresso içmek isterseniz adresiniz burası olsun. Kahvaltımızı ettik ama bizi asıl kalbimizden vuran sonrasında istediğimiz tatlı oldu. Tatlıları inanılmaz güzel.

♦Krafter Belgrad. Eğer craft bira içmeyi seviyorsanız, yeni tatları keşfetmeyi seviyorsanız, bira için muhteşem bir adres. 4 5 farklı çeşidini denedik ve hepsi güzel ve ucuzdu.

♦Smokovica. Butik, binalar arasında değişik bir deneyim ve güzel yemek isterseniz güzel bir adres, tavsiye ederim.

♦Skadarlija’nın hemen bittiği caddede yolun karşısına geçerseniz yerel pazarı bulabilirsiniz. Özellikle kapalı alanında güzle peynirler ve kaymak tadabilirsiniz. Eğer getirebilme imkânınız var ise peynir ve kaymak mutlaka getirin. Biz riske alamadık o an çünkü dans dolayısı ile çok karışık bir programımız vardı ama belirttiğim gibi Türkiye’ye götürebilirseniz hiç acımayın.

◊  NE ALINIR?  ◊

Açıkçası her yerde bulunan aynı hediyelikler var. Özel olarak Nikola Tesla’yı anan hediyelikler alabilirsiniz. Özellikle Kalemegdan tarafında ki satıcılarda el yapımı hediyelikler bulabilirsiniz. Giderken rakija almanızı öneririm.

◊  SONUÇ  ◊

Sonuç olarak birincisi Türklere karşı hiçbir kötü yaklaşım görmedik, aksine herkes yardımcı olmaya çalıştı hatta Türkçe konuşmaya çalıştı bizimle. Şehir muhteşem dokusu, yemekleri ve sakinliği ile beni büyüledi ve tek üzüldüğüm nokta bir dans festivali için gitmiş olmamdı. Kesinlikle dans olmadan şehrin tadını doya doya çıkartabileceğim bir zamanda tekrardan gitmek isterim. Hatta hafta sonları ucuz bilet varsa kafa dinlemeye bile gidilir.

Ben 300€ harcadım 4 gece 5 günde. Konaklama ve parti giriş ücreti dahildi bunlara (toplam 100€). Şehri gezmek için haftasonu bile yeterli olabilir eğer güzel bir gezi programı yaparsanız ama pazar günleri şehrin neredeyse çoğunun kapalı olduğunu unutmayın. O yüzden sadece bir haftasonu için gidilecekse, ikinci seferinizde gitmenizi tavsiye ederim.

Eğer hala gitmediydiyseniz ve bu yazıyı gitmeden önce bilgi amaçlı değil ama sadece Belgrad’da ne varmış diye okuyorsanız, hemen uçak bileti kovalamaya başlayın derim, her durduğunuz an çok şey kaçırıyorsunuz bence çünkü.

Sağlıkla ve bol seyahatli kalın.

Yorum

  1. Avatar

    ♡ O harika anlarımızı bir kere daha yaşamış oldum gezi yazında. Eline sağlık. Sevgiler. Güneş

Yorum Yaz