Evet, kışın bile 33 derece olan Bangkok’tan selamlar. Tabi ben bu yazıyı yazarken İstanbul’dayım ama olsun.

Sadece Bangkok değil, aynı zamanda Tayland ile ilgili birkaç bilgide vermeye çalışacağım bu yazıda ve umarım gerçekten dolu ve faydalı bir yazı olur.

“Tayland, resmi hali ile Tayland Krallığı ve eski adıyla Siam, güneydoğu Asya’da yer alan bir ülke. Tayland 513.120 km² yüzölçümü ile dünyanın en büyük 51. ülkesidir. Nüfusu ise yaklaşık 67 milyondur ve bu Tayland’ı dünyanın en kalabalık 20. ülkesi yapmaktadır. Ülkenin başkenti ve en kalabalık şehri Bangkok’tur. Etnik Tayların yanı sıra Çin, Khmer, Laos ve Malay kökenli halklar da Tayland’da yaşamaktadır.

Tayland Krallığı Parlamenter Monarşi ile yönetilmektedir. 2016 yılından beri tahtta bulunan Çakri Hanedanı mensubu kral Maha Vajiralongkorn [X.Rama] devlet başkanı ve silahlı kuvvetler başkanı unvanlarına sahiptir.

Tayland tropik iklime sahip bir ülkedir. Mevsimler kabaca üçe ayrılmaktadır. Kasım ve Şubat ayları arasındaki dönem serin mevsim olarak adlandırılmaktadır. Bu mevsimde sıcaklık ve nem aşırı yüksek değildir ve yağışlı gün sayısı azdır. Mart ve Nisan ayları arasındaki dönem sıcak mevsim olarak adlandırılmaktadır. Bu döneme yüksek sıcaklık ve nem damgasını vurur. Mayıs ve Ekim ayları arasındaki dönem ise yağışlı mevsim olarak adlandırılmaktadır. Bu dönemde muson yağmurları etkili olur.”

Dünya’nın en turistik ülkelerinden birisi olan Tayland 2011 yılında 20 milyona yakın ziyaretçiyi ağırlamıştır. Turizm ülke ekonomisinin yaklaşık % 6.7’sini oluşturmaktadır.

Evet, Bangkok’a geldik. Havalimanından çıkar çıkmaz inanılmaz bir nemli sıcak hava çarptı bizi. Haziranda gittim yani onların artık kış zamanına gelmekte ama 33 derece sıcak ve %80 nem suratınıza direk vuruyor. Ayrıca havada resmen baharat kokusu var yani biraz rahatsız edici bir durum.

Dünyanın en uzun isimli şehri Bangkok. Gerçek ismi;

Krungthepmahanakhon Amonrattanakosin Mahintharayutthaya Mahadilokphop Noppharatratchathaniburirom Udomratchaniwetmahasathan Amonphimanawatansathit Sakkathattiyawitsanukamprasit

Melekler şehri, Ölümsüzlerin büyük şehri, Dokuz taşın görkemli şehri, Kralın koltuğu, Asillerin saraylarının şehri, Insra’nın emrindeki Vishvakarman tarafından dikilen cisimlenmiş tanrıların evi”

Kısaca Bangkok demek daha kolay yani 🙂

Ben bir tur şirketi ile gittim ama sonrasında tamamen kendim gezdim ama turlar ile ilgilide birkaç şey söylemek isterim. Genel olarak kendiniz gezdiğiniz zaman %50’ye yakın bir kar edebiliyorsunuz ama şehirden biraz uzaklara gidecekseniz çok da karlı olmayabiliyorsunuz bazen ama bu sefer de diğer görülecek yerlerden mahrum kalabiliyorsunuz.

Uçaktan indikten sonra eğer tur firmasından yetili tur rehberini ararsanız bulamazsınız çünkü tur rehberlerinin gelmesi yasak. Sadece yerel tur rehberleri karşılayabilir sizi. Bu nedenle Taylandlı rehber ile buluştuktan sonra sizi asıl rehberiniz ile tanıştıracaktır. Ayrıca rehberin tek başına anlatması da yasaktır. Taylandlı bir meslektaşı bulunmalıdır.

Trafik soldan değil sağdan akıyor.

Musluk suyu içilmez.

100 Baht’lık benzin alırsanız eğer size 1,5 litrelik su hediye ediyorlar. İlginç bir deneyimdi o bizim için.

Ülkede bir Wi-Fi sornu var birde. Mekanların hepsi şifreli ve fişiniz üzerinde yazan şifre ile giriyorsunuz genelde. McDonalds vs için de geçerli. Açık Wi-Fi bulmakta zorlandım ben.

Bangkok yazısına geçmeden önce elimden gelen en iyi şekilde hem Tayland hakkında bilgiler vermek istiyorum hem de benim görüp te ilginç bulduğum şeyleri sizinle paylaşayım. Bu kısım biraz amatörce olacak aklıma gelen sıra ile yazacağım çünkü.

Öncelikle ilk bahsetmem gereken şey herhâlde Tayland’ın Budist bir ülke olduğu. Evet her yerde Buddha tapınakları, heykelleri sembollerini görmek mümkün. Burada çok fazla işin içine girmek istemiyorum herkesin kendi tercihidir tabii ama bu derece bir yaklaşım biraz bana saçma ve putperestlik olarak geliyor. Yapacak bir şey bulamayanların gidip keşiş olduğu ve halkın o kişileri bilge sanıp onların kendilerini kutsadığını sandığı bir ülke. Taksiye biniyorum, tapınağa gittim orada arabama bu sembolü çizdiler diyor mesela. Bir adamın, eliyle çizdiği bir şeyden, onun kendisine şans getireceğine inanıyorlar. Zaten ülkede yasak olan şeyler Buddha’ya ve krala hakaret etmek. Ama her yerde her inanışın toplanma yerlerinde olduğu gibi, insanlar tapınakta tanrıları için para koyuyorlar, adak adıyorlar (bir şey kesme değil, özel adak setleri var) mum yakıyorlar, 5 dakika sonra birisi gelip onları topluyor ve yeni kişiye satıyor. Yani din de dinlikten çıkmış, insanların kendini rahatlatma isteği ama bazılarına da para kapısı olmuş vaziyette. Bu nedenle her yerde Buddha görmeye alışın.

Eğer burada Buddha’dan daha fazla ne görürüz derseniz oda kralları. Ölen kralları tam 70 sene hüküm sürmüş, halkın hali meydanda ama insanlar seviyor tapıyor. Çok siyasete girmeyim yine ama yuh be kardeşim. 70 sene! Ve insanlar adama tapsın dursun. Her yerde, her köşede adamın posteri resmi en büyük boy. 1 haftada ben kusacaktım artık adamı görmekten.

Evet beni gıcık eden bu iki senaryo sonrası genel gözlemlerime geleyim. Etrafta çok fazla böcek ve fare vs görebilirsiniz. Bunun nedeni Budizm de hayvanları öldürmek günah olduğundan ellemiyorlar ve şehirde yürürken yanınızdan bir fare geçebilir.

Bangkok’ta inanılmaz bir trafik var maalesef. Kırmızı ışıklar çok uzun, trafik ölüm gibi. Ama taksilerde adamlar alışmış klima en soğukta en güçlü seviyede deli gibi çalışıyor. Taksiye in bin hasta olmamaya çalışın. Burada dikkat ettiğim bütün taksiler Toyota marka. Bunun harici trafikte de bizim ülkemizde hiç olmayan araç markaları veya ülkemize getirilmeyen modelleri görebilirsiniz.

Ve klima meselesi. Taksilerde olduğu gibi inanılmaz derecede her yer son ayarda buz gibi ama dışarısı yanıyor. Her halde en iyi işi klimacılar yapıyordur Tayland’da. Bazen taksiye binerken veya kapalı alanda üzerime bir şey örttüm çünkü terleyip terleyip buzhanelere giriyorsunuz.

◊  PARA BİRİMİ 

Buranın para birimi BAHT. Ben gittiğim zaman 10 baht=1TL idi. Döviz bozduracaksanız yanınızda dolar ile gitmenizde fayda var. Döviz bürolarında pasaport istiyorlar bu nedenle pasaportsuz gitmeyin. Bazı yerler istemedi benden ama genel anlamda istiyorlar, bu nedenle pasaportunuz yanınızda olsun. Para çevirirken 3 kur bulunuyor. 20 dolara kadar daha az, 20-50 dolar arası biraz daha fazla ve 50 dolar üstü asıl kur. Bu yüzden 50 ve üstü bozdurmanızı tavsiye ederim her seferinde.

Çok fazla kredi kartı kullanımı yaygın değil ve her şey pazarlık usulü gittiğinden nakit ihtiyacınız olacak.

◊  ULAŞIM  ◊

Evet Bangkok’a nasıl gelinir. Uçak ile aktarmasız gelmek isterseniz Türk Hava Yolları’nın 2 adet uçuşu bulunuyor. Uçuş 9 saat 20 dakika sürüyor. Her gün uçuş var. TK68 uçuşu 01:25-14:50, TK64 uçuşu 20:10-09:25. TK 64 çok daha avantajlı günden ve geceden kazanmak için.

Bunun alternatifi aktarmalı uçuşlar.

Türkmenistan havayolları 11 saat 15 dakika sürüyor, Aşkabat’ta aktarma yapıyor.

Qatar Havayolları Doha’da aktarma yapıyor 12 saat uçuş.

Kuwait Havayolları 12 saat ve Kuveyt’te aktarma yapıyor.

Ethiad 13 saat, Abu Dabi’de aktarma yapıyor.

Emirates Dubai’de, Qatar Airways (2 uçuş var) Doha’da aktarma yapıyorlar ve 13 saat 10 dakika sürmekte.

Uçakta size önerim acil çıkış almayın çünkü orta kısım kalkmadığı için ara genişliği arttıramıyorsunuz. Uçaklarda size uçak içi terliği, göz bandı ve kulak tıkacı veriyorlar ayrıca. THY ile uçtum ben, akşam yemeği, çay kahve servisi, sabah kahvaltısı ver ardından yine kahve çay servisi var.

Uçak süresi çok büyümesin gözünüzde, bende öyleydim ama bir film izleyip üstüne az göz kapatınca zaten bakıyorsunuz yol geçmiş.

Havalimanında açıkça en kolay gitme yöntemi şehre taksi diyebilirim. İyi bir pazarlık ile (aşağıda açıkladım) 10 lira gibi bir ücrete (100 baht) gidebilirsiniz otelinize.

◊  ŞEHİR İÇİ ULAŞIM ◊

Evet burada dikkat edilmesi gerek husus taksiler, tuk-tuk ve pazarlık. Bütün şehirde olduğu gibi yapabildiğiniz en iyi pazarlığı yapmanız gerekmekte. Taksiler ile ilgili önce şu örneği vereyim. Ben bir taksiyi sabah 8:30-19:00 arası kiraladım (ki şehrin 110km uzağına da gittik bu taksi ile) ve 650 baht yani 65 TL verdim. Gerisini siz düşünün.

Taksilerde taksimetre var ama açmıyorlar. Baştan gideceğiniz yeri belirtin ve ona göre pazarlık yapın. Eğer taksimetre açtırırsanız (ki açmıyorlar) normal tarifeyi bilmeniz için şunu söyleyebilirim, ilk 2km için 30 baht, sonraki her km başına 4 baht veriyorsunuz. Gideceğiniz mesafeye göre buradan hesap yapabilirsiniz. Baştan pazarlığınızı yapıp binin taksiye. Yok filan derlerse ikinci üçüncüyü zorlayın. Veya taksimetre aç bana diye söyleyin. Bangkok’ta birde şöyle bir sorun var, inanılmaz bir trafik var her saat ve trafikte kırmızı ışıklar çok uzun. Bazen böyle durumda gitmek istemeyebilir veya dediğiniz fiyat uymaz, taksimetre açayım istersen der. O zaman bilin ki, taksimetre açtırmayın. Aklınızda ki fiyatı söyleyin. Şehir içi 50-100 baht arası ideal bence.

Gelelim meşhur tuk-tuk. Eskiden bisiklet tarzı olan bu tuk-tuklar zaman içinde tabii motorlu olmuş artık. Her yerde sizi çevirecekler tuk-tuk diye. Denenmeli oraya kadar gitmişken ama bir kere yeter bence. Açık olması Bangkok sıcağında giderken çok iyi hissettiriyor ama o bir gerçek. Burada benim diyeceğim bir kere binin yeter. Çünkü öyle bir durumdalar ki, biz nasılsa turistiğiz, turist gelip binecek modundalar ve bu nedenle taksiden çok daha fazla para istiyorlar ve düşmüyorlar fiyatı. Bu nedenle pazarlığınızı edin, bir kere binin yeter.

Birde metroları var tabi. Şehir ile alakası olmayan bir modernlikte ve güzellikte bir metrosu var. Metro ağını aşağıda görebilirsiniz. Maalesef ana noktalara gitmiyor ama şehrin hafif dış taraflarında takılacaksanız veya oteliniz bu taraflarda ise tavsiye ederim.

Otobüs var şehirde ama açıkçası ben o kadar vakit geçiremedim hangisi nereye gidiyor kavrama anlamında. Ayrıca 5 liraya taksiyle gidebiliyorken biraz gereksiz geldi.

◊  NEREDE KALINIR?  ◊

Ya burada her yazımda olduğu gibi diyeceğim Booking üzerinden yer bulabilirsiniz eğer tur firması ile gitmiyorsanız. Eğer kendiniz ayarladıysanız havalimanından taksi ayarlayın ve pazarlık ile gidin. Burada önerim ben 5 yıldızlı otelde kaldım, Pattaya’da ise 4 yıldızlı oteldeydim ve ikisi de çok tatminkâr değildi. Özellikle 5 yıldızlı otelde azıcık su ile duş almak bile imkansızdı neredeyse. Kahvaltılar zaten tatmin edici düzeyde değil ama benim burada değineceğim, 5 yıldızlı oteli bile böyle ise, geri kalanı düşünemem. Bu nedenle, tabii en güzel tatil en ucuz tatil ama konu otel ve konaklama olunca bütçenizi zorlamayacak en kaliteli oteli ayarlamaya çalışın. Odalarda böceklerle, pis içinde yatmak istemezsiniz o yorgunluk ve sıcak sonrası.

Booking.com 15$ indirim için tıklayabilirsiniz.

◊  BANGKOK GEZİLECEK YERLER  ◊

Evet Geldik gezilecek yerlere. Aslında iyi bir plan program ile 3 günde çok rahat gezilir ama imkânınız varsa ya tek buraya gelin veya burada süreyi uzatın çünkü alelacele iş yapmaktansa tadını çıkartarak gezmek çok daha keyifli olur.

Burada ilk fark edeceğiniz şey, her yerin tapınak olması. Tapınaklar burada Wat olarak geçiyor. Görülecek yerler listesinde de bir sürü Wat olacak 🙂

♦Büyük Saray. Bangkok’ta belki de en çok vakit geçireceğiniz yerlerin arasında geliyor. İnanılmaz büyük bir saray. Ve olay, Avrupa saraylarına çok alışkın olduğumuz için farklı bir mimaride yapıda ve güzellikte geliyor saray. Saray resmi olarak 1782’den beri Siam Krallığı’na ev sahipliği yapmaktadır. Ünlü Wat Phra Kaew tapınağı da Büyük Saray kompleksi içinde yer almaktadır. Burada birinci olay şortlu ve askılı tişört ile giremiyorsunuz. Eğer boş bulundunuz ve geldiyseniz karşıdan şalvar alabilir veya kiralayabilirsiniz. Dediğim gibi sarayın içinde aynı zamanda Zümrüt Buda Tapınağı bulunuyor. Sarayda resim çekmek serbest ama zümrüt Buda tapınağında resim çekmek yasak maalesef. Güvenlik görevlileriyle hiç hoş olmayan diyaloglar ve kavgalar yaşadım bu yüzden tatil burnumdan geldi, neyse sizi uyarayım ben. Ben gittiğim zaman yine kral ile ilgili bir tören olduğundan bütün sarayı gezemedim ama onda bile gerçekten etkilendik ve iyi vakit harcadık. Ayrıca saray içerisinde tapınaklara girecekseniz ayakkabılarınızı çıkartıp giriyorsunuz.

♦Wat Pho. Yatan Buddha heykelinin bulunduğu tapınak. Tayland’da orijin olarak ilk masaj oklu burada açılmış. Gerçek masajın burada yapıldığı söylenir. Zaten buraya girdiğinizde duvarlarda masajın anatomisini gösteren çizimlere rastlayabilirsiniz. Eğer vaktiniz varsa burada masaj da yaptırabilirsiniz. Evet meşhur yatan buda heykeli burada ama o kadar saçma ki, bütün etrafı kolon dolu ve doğru düzgün resim çekebileceğiniz sadece tapınak çıkış kapısına doğru köşede bir nokta da var. Zaten herkes orada sıra bekliyor. Bir inşaat mühendisi olarak kınadım açıkçası bunu. Heykel 15 metre yüksekliğinde, 43 metre uzunluğunda. Bazı hikayelerde Budanın tam ölmeden önceki halini tasvir ettiğini söyler. Valla ölmeden önce gayet mutluymuş ve rahatmış demek ki 🙂

♦Wat Arun. Büyük Saray’ın hemen karşısında, nehrin öbür tarafında. Karşıda hemen görebilirsiniz. Açıkçası benim en çok merak ettiğim yer burasıydı. Sonunda tamamen bir hayal kırıklığı oldu. Daha Ahşap, daha koyu tonların kullanıldığı bir tapınak bekliyorum ama öyle olmadı maalesef, tamamen porselenden yapılma. Aktif bir tapınak, kullanılıyor yani. Benim şansım, tapınağa girerken iki turist çıkıyordu ve bileti ister misin benimkini diye kendi biletini çıkışta bana verdi 😀 Okumuyordur tabi ama teşekkürler buradan 🙂 Biz gittiğimizde hala restorasyon çalışmaları devam ediyordu. Bütün bölümlerine girilmiyor maalesef. İlginç şeyler arasında tapınak içerisine pet şişede kutsal su satılıyor. Bildiğimiz su yani.

♦Khaosan Sokağı. Nasıl bizim istiklal caddemiz var, Bangkok’ta da Khaosan var. Tabi bize kıyasla çok küçük. Sağlı sollu kulüpler ve güzel kafeler restoranlar bulabilirsiniz. Ayrıca sokak ortasında böcek satıcıları, seyyar yemek yapanları görmek mümkün. Böcek konusunda zaten buradan başka yerde böcek satan ve yiyen yok. Sokak Hangover filmindeki yer bu arada. Büyük uzun bir sokak değil ama aksam vakit geçirmek için güzel.

♦MKB Alışveriş Merkezi. Değişik bir Avm konsepti var, alışveriş yapmak isteyenler buraya uğrayabilir ama görülecek pek bir şey yok ve fiyatlar pahalı. Yanında da başka bir avm var ama çok büyük gerçekten, her yerde bulabileceğiniz aynı ürünler var yine açıkçası vakit kaybetmeyin derim. Konsept olarak açık alanda bütün mağazalar var ama reyon gibi. Bizdeki avmlerdeki gibi her dükkân ayrı değil, içeride hepsi tek bir alanda, Sanki Boyner’de alışveriş yapıyor gibi, her markanın stantları da ayrı yerlerde.

♦Patpong Gece pazarı. Görülmeye değer mi? Çok değil, ama ucuz hediyelikler bakabilirsiniz burada. Ayrıca Bu bölge go-go barların olduğu yer. Taylandlı ablaların (keşke hepsi abla olsa ama lady boy da çok fazla) direk etrafında dans ettiği, isteğinize göre daha fazlasını alabileceğiniz bir yer.    

♦Niam siramit Show. Bu şovu, Bangkok’a geldiğinizde isterseniz güzel diyebilirdim ama direk gezilmesi gereken yerler arasına yazıyorum. Taylandlıların iyi bildiği bir şeyvar ki oda kesinlikle ve kesinlikle sahne şovları. Tur ile gidecekseniz kesin oluyor bu gezi ama ben otel resepsiyonundan daha ucuza aldım. Yemekli ve yemeksiz olarak alabiliyorsunuz. Ben yemekli olanı tercih ettim ve iyi ki etmişim. Açık büfe de herşey çok güzel ve lezzetli, tavuğu balığı eti pilavı, salatası dondurması her şeyi çok iyiydi. Ben biraz erken gitmiştim açıkçası tam açılmamıştı ve iyi ki erken gitmişim. Şov alanının arka kısmında bir minyatür Tayland örneği var. Eski Tayland evlerinin örnekleri, size tadımlık yemek yapanlar, sizi kutsayan bir abla. Yeşil, güzel, çok tatlı bir ortamdı. Bu nedenle bence biraz erken gelip buranın tadını ve yemeğin tadını çıkartın. Akşama doğru şov başlamadan dışarıda meydanda, dansçılar ortada ufak bir gösteri yapmaya başladı. Güzel ve eğlenceli. Sonrasında ise asıl şov için içeriye giriyorsunuz. Telefon kullanmak kesinlikle yasak, elinde fener ile bir abi gelip hemen sizi uyarıyor. (Dip not. Zaten ışıklar kapatılmış bir şov izliyorsunuz, o ışığın kapatılmasının bir sebebi var, bu nedenle tiyatro, sinema, gösteri gibi etkinliklerde telefon açanlar size sesleniyorum yapmayın etmeyin, bu kadar saygısız olmayın) Şov gayet güzeldi, sahne şovlarında dediğim gibi gerçekten çok iyiler. Aynı zamanda burada filler ile resim çekebilir, besleyebilirsiniz. Gösteri sonrası ise dansçılarla resim çektirebilirsiniz dışarıda ücreti karşılığı.

♦Kanal Turu. Burada ben iki alternatif yaptım kanal turu için. Birincisi Jim Thompshon’ın evinin hemen ilerisinde ara kanalda ring yapan tekne var. Buna bindim öncelikle ve güzel bir deneyimdi ama etrafta aynı zamanda maalesef insanların yaşam koşullarını gördükçe biraz insan üzülüyor. Sonrasında ise Asiatique son saatini kaçırmadan Tuna Nehri üzerinde bir nehir turu yaptık. Fazla paraya sizi başka yerleri gezdirenlerde var ama açıkçası çoğu şey para tuzağı burada. 40 baht’a hem nehri gezdim hem Asiatique’e ulaştık. Bence yeterli ve güzeldi. Hem ana nehir üzerinde hem ara kanal da tur yapmış oldum.

♦Asiatique. Bence Bangkok’taki en düzgün en yeni yer. Keşke çok daha fazla vaktim olsa ve burada vakit geçirseydim. Orta alanda sürüyle tezgâh ve dükkân, aradığınız her şeyi bulabiliyorsunuz. Ayrıca güzel kafeler ve restoranların bulunduğu bu kısım denize sıfır ve isteyen deniz kenarında vakit geçirebilir. Ayrıca belirli bir saate kadar tekneler de geliyor buraya. Gece pazarları arasında benim en beğendiğim burası oldu. Khaosan caddesinde gece geçirmekten se, burada vakit geçirmeyi tercih ederim. Güzel bir akşam yemeği için, alışveriş için, dinlenme için buraya gelebilirsiniz. Eğer ayrılırken taksi çevirmek isterseniz kendi taksi sırası var ama komisyon alıyorlar. O yüzden çıkıp az yürüyün ve caddeden kendiniz çevirin taksi.

♦Altın buda. Wat Traimit. İçeriye girebiliyorsunuz ama ayakkabınızı çıkartıyorsunuz. Şortlu girmede bir sorun yaşamadım burada ben. Hikayesi biraz değişik. 5 ton saf altından yapılma bir buddha heykeli. Tabi yüzyıllar önce savaş dönemi tapınaklar yağmalanıyor özellikle. Bu heykele bir şey olasın diye de alçı ile kaplıyorlar ve değersiz bir alçıdan heykel gibi görünüyor. 1955 yılına kadar bilinmiyor ama sonra Çin mahallesinde, arazi sahibi abimiz heykeli taşırken vuruyorlar mı düşürüyorlar mı çatlatıyorlar ve içerisinde altını görüyorlar. Sonrasında hükümete haber veriliyor ve bunun bir tapınak olması ve sergilenmesi konuşuluyor. Ama sonuçta bulan ve haber veren arazi sahibi abimiz olduğu için, onun ricasını kırmayıp, bulan kişinin isteği üzerine bu tapınak Çin mahallesine yapılıyor.

♦Çin Mahallesi. Açıkçası bir diğer çok merak ettiğim ama sonunda biraz hayal kırıklığı olan bir yer oldu. Gidecekseniz mutlaka gece gidin. Hep daha hareketli, daha cıvıl cıvıl ve her yerde yemek tezgâhları kuruluyor. Daha otantik hediyeler bulabilirsiniz bu arda ama çok da yok maalesef. Biz aradığımız her şeyi daha ucuza buluruz diye gittik ama pek öyle olmadı maalesef. Daha çok meyve kuruları, Çin yemek malzemeleri, Çin’den ithal yemek malzemeleri bulabilirsiniz. Ve aynı zamanda çok şaşırdık ama her adım başı kuyumcu var. Çin mahallesinden geçmemeniz pek mümkün değil çünkü neredeyse şehrin kalbine kurulmuş durumda.

♦Demokrasi anıtı. Khaosan caddesi girişi tarafında sarayın karşısında. Demokrasi olmayan ülkede anıtın olması biraz komik. Pek bir özelliği de olmayan bir anıt.

♦Lumphini Parkı. Şehir içindeki en büyük park. Uzun vaktiniz varsa dinlenip yeşilliğin tadını çıkartmaya gidebilirsiniz. 57,6 hektar alana sahip park. Yapay bir göl bulunuyor ve 2.5 km koşu yolu var. Saat 10:00-15:00 arası bisiklete izin var ve parka köpek girmesi yasak.

♦Evet geldik meşhur yüzen pazara. Öncelikle söylemem gereken şehirden yaklaşık bir 110 km civarı uzaklıkta bulunuyor asıl yüzen Pazar. Bizim gittiğimiz en meşhur olanı Damnoen Saduak. Şehre daha yakın yüzen pazarlar da bulamak mümkün. Burası en büyük olanı ama vakit kaybı çok yaşatmakta. Yukarıda belirttiğim gibi ben yüzen pazara gittiğimde taksi tutmuşum günlük ve direk taksiyle gittim. Yüzen Pazar’a rahat girerim oradan diye düşünüyordum ama olay öyle olmadı. Giriş için ayrı ücret ver ve özel bir tesis vs. değil, bizim ülkede olsa değnekçiler işletiyor gibi bir durum var orada. Yaklaşık 1000 baht verdik ve kanalda dolaşıp, alışveriş yapılacak ana kısmında yaklaşık 40 dakika dolaşıp geri döndük. Burada öncelikli olarak sizi uyaracağım birden çok bot ve satıcı vardır. Gitmeden çok daha iyi araştırmanız hatta otelinize sormanızdır. Genel giriş kısmını geçtiysek açıkçası yüzen Pazar güzel ama 110 km değmeyecek bir aktivite fakat Bangkok’a kadar geldik te gitmedik te olmaz. Değişik bir deneyim dediğim gibi, siz tekne ile gidiyorsunuz kanallarda ve yanlarda oranın halkı eşya satıyor (şehir merkezinde hepsinin olduğu ama burada daha az pazarlık ile daha fazla paraya satmaya çalıştıkları yer). Bir şey almanızı önermem çünkü aynısını daha ucuza bulacaksınız ama deneyim açısından güzel bir deneyim. Tam ana meydan kısmı diye tabir edebileceğim yerdeki köprüde ise çok güzel resimler çekebilirsiniz.

♦Chang Puak Farm. Burası hemen Damnoen Saduak yüzen pazara çok yakın bir bölgede. Buranın özelliği isterseniz file binebilir, parkta değişik aktivitelere göz atabilirsiniz mesela timsah şovları ama asıl buraya gelme amacımız, boynuna hakla takan kadınların olduğu kabileyi görmekti. Tabii asıl kabile burada değil ülkenin kuzeyinde kalıyor fakat burada ufak bir köy kurmuşlar ve birkaç bayan bulunmakta. İnsan üzülüyor açıkçası sergi hayvanat bahçesine hayvan koyarmış gibi insanları sen turist çekiyorsun diye buraya tıkmak. Çok derin sohbete inmeden çıkayım ben bu konudan. Bu kadınlarda ileride halkaları çıkartınca ölümle sonuçlanıyor. Bu nedenle hiç çıkartmıyorlar. Ve birisi ne kadar yaşlı ise o kadar halka takmaktalar boyunlarına. Belirli bir sayıda sene dolunca bir halka takıyorlar. Ayrıca bu köyde çok güzel Hindistan cevizi dondurması yedik tavsiye ederim. Turlar ile geleceklere tavsiyem, tur programlarında burayı koymuyorlar genelde.

♦Maeklong Tren Pazar’ı. Burası da yüzen pazara yakın bir bölgede. Ben atlamıştım aslında, taksici abi seni götürmemi ister misin diyerek götürdü. Çoğu film ve resimde görüp hatırlayacağınız bir yer. Her gün saat 2 de geçiyor tren. Bu zaman pazarcılar ürünlerini az kaydırıp tren geçince işe devam ediyorlar. Açıkçası değişik otantik ortam ama oradan nasıl bir şey alınır anlamış değiliz. 35 derece sıcakta açıkta etler, tren yolunun yanında sebzeler.

◊  NE YENİR?  ◊

Evet en önemli kısım belki de burası. Taylan yemekleri ve ucuz Tayland hediyeleri. Burada ben sizi biraz üzeceğim galiba çünkü pek heveslenecek bir durum göremedim ben ne yemekte ne alışverişte.

Yemek ile başlayalım. Öncelikle eğer Tayland’da yemek yemek istiyorsanız hijyenik birisi olmamanız lazım kesinlikle. Neden mi? Çünkü ortam çok pis gerçekten, yapılan yemekler de öyle.

Tayland sokak lezzetleri denildiğinde gezerken fark edeceğiniz ilk şey taze meyveler. Burada tabak olayı pek yok. Size kestiği meyveyi poşetin içine doldurup veriyor. Güzel denenebilir bir şey ama aynı elle meyve kes, para al sokakta bütün gün el yıkamadan ya benim çok titizliğim tuttu bilemiyorum ama gerçekten huylandım ben bu nedenle yemedim.

♦Diğer bir hususta sokakta her ara sokakta bile bulunan şişler. Tavuk şiş veya değişik şiş ürünleri, sabahtan pişiriyorlar, akşama kadar orada yol kenarında bekliyor, siz ne zaman isterseniz ısıtıp geri elinize veriyorlar. Bu nedenle Tayland yemeklerini bir lokantada, restoranda yemeniz daha iyi. Sokak lezzeti turu yapmak isterseniz güzel alternatifler var gerçekten ama ben dayanamadım.

♦Efendim Tayland’da böcek yiyorlarmış. NEEEEEEY? Evet bu mantıkla sizi yolluyorlar ama yok öyle bir olay yalan. Sadece Khao San Caddesinde bir tane satıcı var oda artık sembolik olsun diye. Yani böcek yemeler tamamen yalan sadece bir iki “var mı var” satıcısı var o kadar.

♦Hindistan cevizi suyu. Her yerde hazır Hindistan cevizi görüyorsunuz tanesi yanılmıyorsam 40-50 baht arası. İstediğinizde tepesini kesiyor ve size kamışla sunuyorlar. Burada ilginç olan ben çok fazla Hindistan cevizi yerim diye düşünmüştüm ama burada çok ufaklar ve içerisinden çok fazla su ama az iç çıkıyor ve çok da lezzetli değil. Denemek isterseniz deneyim ama hiç beklediğiniz Hindistan cevizi suyu tadı yok, çok ekşi saçma bir tadı vardı. Dayanamayıp attım ben. Normalde bayılırım Hindistan cevizine.

♦Hindistan cevizi dondurma. İşte bunu deneyin. Dediğim gibi Hindistan cevizini açıp suyunu döküyorlar. Sonra içini kazıyıp Hindistan cevizi dondurması koyuyorlar kabuğun içine, üzerine de içinden kazıdığı meyveyi serpiştiriyor. O sıcakta çok güzel geldi kesinlikle tavsiye ederim.

♦Deniz ürünleri. Evet hem Türkiye’den çok daha taze hem de daha ucuz. Hem restoranlarda bulabilirsiniz, hem de sokakta da satıyorlar. İsteğe bağlı pişirtebiliyorsunuz veya her pişirme tarzı için ayrı stantlar var. Kavurma, haşlama ve kızartma olarak. Kalamar ızgara denedim ben ama açıkçası yağda kızarmış tek geçerim.

♦Deniz ürünü demişken buradan bahsetmek istiyorum. Sea Food Market. Şehirden biraz uzak açıkçası ve şehir içinde en fazla taksi parasını buraya verdim. 100-150 arasıydı. Sorun akşam saati için çok trafik olduğundan pek götürmek istemediler ama sonunda birkaç pazarlık sonucu vardım buraya. Kocaman bir yer ve sloganları “yüzüyorsa bizde vardır”. Hemen restorana girmeden yarı açık bir mutfakları var, yemeklerin yapılışını izleyebiliyorsunuz. Burada içeri girdikten sonra market arabası ile reyonlardan taze olarak istediğiniz deniz ürünlerini, ayrıca salata malzemeleri alıp kasada ödeme yaptıktan sonra masanıza geliyorsunuz. Burada pişirme ücreti ayrı. Aldıklarınıza göre nasıl pişirtmek isterseniz hepsini söylüyorsunuz. İsterseniz sebzeler ile karıştırabilirsiniz mesela. Örnek olarak biz ortaya deniz tarağı, mantar ve sultani bezelye beraber kavurtarak istedik. Muhteşemdi, özellikle bezelyeler. Ayrıca balık, temupra karides ve kalamar kızartma istedik. Burada garip olan, her yemeğin yanında çirkin iki sos var birisi acı öbürü sarımsaklı. Hangi yemeğe gitsin tadını bozuyor ama adamların damak zevki bu demek ki. Kalamar yanında ise tarator beklerken bildiğimiz bal geldi. Adamlar kızartma kalamarı balla yiyor. Ama Bangkok’ta deniz ürünü yemek isteyen biri için kesin önereceğim yer burası.

♦Kahvaltı konusuna değineyim. Adamlarda kahvaltı olayı yok. Otelde kahvaltı veriliyorsa fark edersiniz, yoksa şehirde gezerken de dikkatiniz çeker kahvaltı için bir yer yok bir olay yok. Sabah kahvaltısında direk pilav, köri soslu, misala soslu tavuk yiyorlar. Kahvaltı e zor kısmı işin burada.

♦Burada bir baharat ve misala derdi var, aman tanrım. Pilav ve baharat soslu tavuk bayılırım ama her an her saniye bunun kokusunu çekiyor olmak bir yerden sonra yeter dedirtti bana.

♦Pilav, ekmek gibi bizim. Yemeğin yanına hemen pilav ister misiniz diye soruyorlar. Ama pilav tuzsuz yağsız daha lapa bir halde yapılıyor. Aynı zamanda çubuk ile yemesi kolay oluyor bu şekilde. Ama çatal bıçak varken çubukla ne diye debeleniyorlar anlamış değilim.

♦Çok fazla wok ve ramen çeşidi de bulabilirsiniz ama fazla bulamaç geldi bana ve o sıcakta pek yemek yiyesi gelmiyor zaten insanın. Özellikle sulu veya baharatlı yiyecekler.

♦Evet muzlara değineceğim. Muzları ufacık, incecik kabuğu var. Bu sayede demek ki kızartmasını güzel yapıyorlar, ayrıca çok tatlı çok lezzetli muzlar.

♦Bu yemeği aslında Pattaya da yedim ama genel Tayland lezzetleri olarak yazayım. Özetle hamuru açıyor içine yumurta kırıyorlar ve isteğe göre muz, mango gibi meyveler, sonra bir sac üzerinde pişirip, üstünü şeker + condense milk (suyu alınıp glikoz ile birleştirilen süt, Türkçesini bilmiyorum kusura bakmayın) veya nutella ile servis ediyorlar. Condense milk bayılırım tadına ama bu tatlı , yemek arası şey çok garipti. Muzlu gözleme yemek gibi bir şey di, biraz garip yumurta ve muz karışımı. Gözüm kalmasın diye yedim ama çok kontrast iki tat.

♦Adını tam bilemediğim bir balıkları var. Tuzla kaplayıp yavaş kömür ateşinde pişiriyorlar ve yukarıda bahsettiğim o çirkin iki acı ve sarımsaklı sos ile servis ediyorlar. Ama balık çok lezzetli. Sadece bir limon isteyip, güzel balığın tadını çıkartabilirsiniz. Genelde pahalı bir balık ama iki kişi rahat doyar bununla. Khao San caddesinde güzel kaliteli lokantalarda güzelce bulabilirsiniz. Hem sokağı izleyip, içkinizi yudumlarken çok güzle oluyor.

♦Khao San caddesinde aynı zamanda bir sürü deniz ürünü bulabilirsiniz çeşitli. Ben yengeç denemiştim yanında pilav fena değil. Fiyatlar çok ucuz değil ama ürünler güzel.

♦Birde pirinç pudingi var. Ben sadece tadımlık alabildim dans gösterisine gittiğimde ve inanılmazdı. Şehirde rastlayamadım. Eğer bulursanız kesinlikle tadın. Ufak pankek tarzında oluyor.

◊  NE ALINIR?  ◊

Evet ne alınır. Tayland çok ucuz, muhteşem şeyler alacağız. Yok öyle maalesef. Evet bazı hoş güzel ürünler var, Buddha heykelleri, sushi setleri, şile bezinden kıyafetler ama fiyatlar öyle ucuz değil. Zaten pahalı, pazarlıkla en az üçte birine alıyorsunuz ve o fiyatla bizim Beşiktaş pazarı fiyatına geliyor. Heves kırmak değil amacım, güzel şeyler var bulabilirsiniz, sadece fiyatlar çok ucuz düşüncesi ile gitmeyin.

Peki alınabilecek neler var? Magnet vs geçiyorum bunları zaten, orijinal olarak Buddha heykelleri, sushi seti (ben aldım woohoo), bayanlar için sürüyle çanta modeli ve kıyafet diyebilirim ilk akla gelen. Çanta konusunda bayanlar hiç zorluk çekmeyecektir. Erkekler, kadınlarınıza sahip olun elini bırakmayın sahip çıkın onlara.

Çok sayıda Çin ürünü elektronik var. Çoğu sahte o yüzden bulaşmanızı önermem.

Tax free alışveriş var burada ve uçağa binmeden önce nakit olarak alıyorsunuz. Önce checkinden geçmeden ilk girince tax free bürosuna gidiyorsunuz, ardından da pasaport kontrolü sonrası arka tarafta vergiyi alabiliyorsunuz nakit olarak. Elektronik eşya alacak erkeklere duyurulur!

Yüzen Pazar gibi turistik yerlerden çok şey almayın çünkü çok daha ucuzunu bulursunuz. Her şey, her yerde var, bir daha bulamam korkusu ile gezmeyin. Büyük indirimle alıp ilerde indirimsiz daha ucuza bulabilirsiniz.

Hem hatıra hem komedi, büyük saraya veya tapınaklara şortla giremiyorsunuz, o yüzden şalvar gibi filli desenli eşorfmanlar alabilirsiniz.

Bolca meyve kurusu alabilirsiniz.

Eğer sushi yemek isterseniz tanesi 10 baht yani 1TL’ye satılıyor her yerde.

Alışveriş için Çin mahallesine gitmenizi de öneririm. Çok orijinal şeyler yok açıkçası ama daha ucuza ve farklı ürünleri bulabilirsiniz burada.

Tabii Hindistan cevizi ürünleri. Losyonlar kremler, gibi çok anlamadığım kadınsal ürün dolu. Cilt için saç için veya nereye sürülürse. Biz erkeklerin tek derdi o Hindistan cevizini yemek.

◊  SONUÇ  ◊

Sonuç olarak hem Tayland hem Bangkok ile ilgili detaylı bir yazı yazmaya çalıştım. Umarım herkese faydalı olmuştur. İlk önerim, uzak doğu umudu ile gitmeyin. Nedense ben güzel tapınaklar vs havası ile gittim ama gitmeniz gereken hava Hindistan tarzı bir yer göreceğim olsun.

İkinci önemli nokta bıyıklı kızlara alışın. Artı çok normal karşılanan ladyboy ve go-go barların varlığına hazırlayın kendinizi.

Sadece sex turizmi için büyük bir popülaritesi var buranın ama insnlar burada bunlarla ne yapıyor ya, bunun için mi gibi düşüncelerden sıyrılın yoksa tatil bitmez 🙂

Sıcağa hazırlıklı olun, kışın gidiyorsanız ani bastıran yağmurlara hazırlıklı olun ve yanınıza hep şemsiye veya yağmurluk taşıyın.

İngilizce dert olacak siz ne kadar iyi bilseniz de karşınızda ki bilmiyor.

Sonuçta güzel bir deneyimdi benim için ama Avrupa kalitesine (dil, hijyen, ortam, kültür) alıştıktan sonra gerçekten farklı bir ortama düşüyorsunuz. Her yerde her saniye kralın resmini görmekten bıkıyor olsanız da yine de mutlaka gidilip görülmesi yerler arasında Tayland ama bunu daha doğa ile bütünleşik, güzel denizlerin, sahillerin olduğu yerlerde geçirebilirsiniz ki bu kısımlarda genelde sırf fuhuş yuvası ama Bangkok’ta güzel. Galip’te başkente uğramamak olmaz. İyi bir plan ile çok sürmeden şehri gezebilirsiniz ama bence biraz daha uzun bir zaman verip, yavaşça şehrin tadını çıkartarak, güzel yemekleri acele etmeden yemenizi tavsiye ederim. Yani tur ile gidecekseniz tek Bangkok gidin veya kendiniz ayarlayacaksanız Bangkok süresini biraz uzun tutun.

Yorumlarınız beklerim aşağıya.

Herkese iyi seyahatler !

Yorum Yaz