Eveet! Yeni bir yıl, yeni bir umutla dolacağımız, büyük ihtimal hüsranla bitecek bir yıl J2017’ye nerde girelim diye düşünürken 7 ay öncesinden Prag’a ucuz bileti bulunca tamam haydi yardıralım dedik ve sonunda gittik.

Prag’a önceden 2010 senesinde de gitmiştim, ikisinde de kış mevsiminde gittim. Uzun uzun yazmaya, bir bölüm açmaya gerek yok. İşin özeti Prag’a ne zaman gidilir? Kışın gidilmez! Poponuz gayet kibar bir şekilde donacak, sonra daha da donacak.

Yılbaşı’na girmeye değmezmiş o zaman? Kesinlikle değer! Ama özel bir etkinlik, bir an yok ise, Yazın veya baharda gitmenizi tavsiye ederim. İçlik giysek mi giymesek mi veya “abi burada çok durmayalım artık donduk” lafları sürekli aranızda dönüyor yoksa.

Prag kesinlikle, tarihi yaşayabildiğiniz bir şehir. Binalar, yapılar o şehrin dokusu, gerçekten size içine çekiyor.

Prag (Çekçe Praha), Çek Cumhuriyeti’nin başkenti ve en büyük şehri. Geçmişte Çekoslovakya’nın da başkentiydi. Orta Bohemya’da Vltava Nehri’nin üzerinde yer alır ve 1.2 milyon nüfusu vardır. İş dünyası istatistiklerine göre bu sayıya ek olarak 300.000 kişi de resmi kaydı olmaksızın Prag’da yaşamaktadır. Prag, geniş bir kitle tarafından dünyanın en güzel şehirlerinden biri olarak gösterilir. Prag “Altın Şehir”, “Doksanların Sol Bankası”, “Masal Şehri”, “Şehirlerin Anası” ve “Avrupa’nın Kalbi” gibi isimlerle de anılır.

Prag’ın bir özelliği de II. Dünya Savaşı’nda pek zarar görmemiş olmasıdır. Bu sayede birçok tarihi ev ve mekanı barındırır. Bu yerler arasında St. Vitus Katedrali de yer alır. Turizm alanında son yıllarda çok fazla rağbet görmektedir.

1992’den beri Prag’ın tarihi merkezi, Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO)’nun Dünya Mirasları listesinde yer almaktadır.

Adolf Hitler 15 Mart 1939’da Prag’a girmek için Alman Ordusuna emir verdi ve Prag Kalesi’nde bir Alman himayesi olan Bohemya ve Moravya Protektorası ilan edildi. Tarihinin çoğu bölümünde Prag, Çekçe, Almanca ve (çoğunlukla Çek ve / veya Almanca konuşan) Yahudi nüfusu ile çok ırklı bir kent olmuştur. 1939’da ülke Nazi Almanya’sı tarafından işgal edildi ve İkinci Dünya Savaşı sırasında Yahudilerin çoğu sürgün edildi ve Almanlar tarafından öldürüldü.

Prag Savaş sonunda USAAF tarafından çok sayıda bombardıman yaşadı. 1,000’den fazla kişi yaralandı, 701 kişi öldü, binalar, fabrikalar ve yüzlerce tarihi yer yıkıldı. 5 Mayıs 1945’te, Nazi Almanya’sının tesliminden dört gün önce, Almanya’ya karşı bir ayaklanma meydana geldi. Dört gün sonra Sovyet 3. Şok Ordusu şehre girdi. Alman nüfusunun çoğunluğu ya kaçtı ya da savaş sonrası Beneš kararnameleri tarafından ülkeden atıldı.

Prag’da genel olarak herkes iyi İngilizce konuşuyor gibiydi biz gittiğimizde. Çok fazla sayıda hediyelik eşya dükkanı, turist menüleri, Pub crawl etkinlikleri, çok fazla turist çeken bir şehir ve İngilizce de bir sorun yaşayacağınızı sanmıyorum.

Musluk suyu çok iyi olamasa da çoğu Avrupa ülkesindeki gibi içiliyor. Kışın gidince pek ihtiyaç olmuyor ama evden, otelden çıkarken yanınıza almak isterseniz veya bir yerde dolduracaksanız içiniz rahat olabilir.

◊  PARA MEVZUSU  ◊

Burada ayrı bölme açmak istedim çünkü Prag’da döviz işleri biraz sıkıntılı. Kendi para birimleri olan çek kronu kullanıyorlar. Gideceğiniz zaman alış ve satış fiyatlarına bakın ve aklınızın bir köşesinde olsun. Biz gittiğimiz zaman 26-27 kron civarındaydı 1 euro. Neden civarı? Çünkü her döviz ofis farklı kurdan vermekte size. Burada sorun olan dövizcileri sıralayayım.

  1. Komisyon! Bakıyorsunuz tabelada hangi para birimini ne kadara alıyor, burası güzel bozduralım dediğinizde tabela altında yazıyı görüyorsunuz. %20 komisyon. %25, %15 komisyon. Yerine göre değişiyor. Sakın ama sakın komisyonlu yerde bozdurmayın.
  2. Komisyonsuzlar. Burada %0 komisyon yazıyor ve dalıyorsunuz içeri ve kur 25 ise o an atıyorum, %15 yazıyor. Komisyon yok ama kur düşük.
  3. Döviz bürosu karşısında bir adam yanınıza yanaşıp 1€=25CZK iken, komisyon yok sana 27 ye bozayım mı diye geliyor. Açıkçası bu riski almayın derim ne olur ne olmaz. Yok teşekkürler deyip geçebilirsiniz.
  4. Ve asıl noktamız. Kuru normal ayarda olup komisyon almayan yerler. Biraz araştırmak lazım bu yerleri. Birinci bizim bozdurduğumuz yer Charles köprüsünden meydana yürürken bir kuyumcu yanındaki otelin girişinde bulunan döviz ofisiydi. İkinci ve daha yükske kurdan veren ise, Saat kulesinin bulunduğu meydana bağlanan Celenta caddesindeki MUSEE GREVA(balmumu müzesi) yanında bulunan döviz bürosu. İnternette başkaları başka yerden almıştır, onlara da bakabilirsiniz, biz bu iki yerden bozdurduk para. Komisyon yok, yüksek oran gayet iyiydi.

Madem para konuşuyoruz şehirde ne kadar harcarız ne, ne kadar bunu da burada konuşalım. Çok pahalı bir şehir değil, herkes Prag ucuzdur zaten der genelde. Ama su an bizim gözlemimiz İstanbul seviyesine geldiği kurdan dolayı. Ben ilk gittiğimde Euro 1,90’dı belki daha da az, kolay hesap olsun diye 2 ile çarpardık, şimdi 4. Bu da 10 liraya hamburger yerken 20 lira oldu demek. O yüzden eski yazılara bakıp, şehir çok ucuz havasına girmeyin bence. İskandinav ülkeleri gibi uçuk değil, normal İstanbul ile aynı gibi düşünün.

◊  NASIL GİDİLİR?  ◊

Nasıl gidilir? Eğer Türkiye’den uçak ile gidecekseniz THY ve Pegasus uçuşlar gerçekleştiriyor. Eğer komşu ülkelerdeyseniz, otobüs ile geçebilirsiniz. Tren alternatifi de var ama otobüs daha hızlı oluyor.

Prag’a kadar geldiyseniz ve vaktiniz varsa, Karlovy Vary şehrine gitmenizi öneririm. Kaplıcaları ve Becherovka içkisi ile ünlü şehre otobüs ile gidebilirsiniz. Biraz uzak olsa da Berlin ve Dresden’e geçebilirsiniz otobüsle ama otobüs yolculukları uzun sürüyor. Aynı zamanda otobüsle yakın mesafe ülke olarak Avusturya, Slovakya ve Macaristan’a uğrayabilirsiniz.

◊  NEREDE KALINIR?  ◊

Biz Booking üzerinden kiraladık ev. Ev kiralıyoruz artık, önceki yazılarımda da bahsetmiştim. Daha rahat oluyor. Şehir merkezi gerçekten pahalı bu nedenle biraz uzaktan tuttuk evi. Evin hemen önünden tramvay geçiyordu 2 numara. Bu nedenle önerim şehrin biraz dışından, toplu taşımaya yakın olan bir yer seçmeniz daha ekonomik olacaktır ve daha lüks kalırsınız. Biz Prijemny Apartman v Praze’de kaldık tavsiye de ederim. Evde gerekli her şey mevcuttu. Booking alternatifi olarak Airbnb’ye bakabilirsiniz.

Booking.com 15$ indirim için tıklayabilirsiniz.

◊  ŞEHİR İÇİ ULAŞIM  ◊

Şehir içi ulaşımda metro tramvay ve otobüs alternatifleri bulunuyor. Açıkçası şehir ufak olduğu için çoğunlukla yürüdük, onun dışında ise 2 numaralı tramvay yeterince işimizi gördü. Eğer telefonunuzda internet olacak ise, Google Haritalar zaten toplu taşımayı destekliyor. Eğer bilet alacaksanız 30 dakikalık bilet 24CZK, 90 dakika 32 CZK. Şoförlerden de alabilirsiniz ama 40CZK. Uzun süreli alternatiflere yönelmek isterseniz 24 saatlik 110CKZ, 3 günlük 310 CZK.

◊  PRAG!  ◊

Öncelikle görebileceğiniz en dik merdivenleri görmeye hazırlıklı olun.

Prag’da yılbaşı nasıldı? Önce bundan başlayalım. Güzel anılarımızla devam edelim ve daha sonrasında sizi rehbere bırakayım, nereli gezmelisiniz, neleri yemelisiniz (biz sadece yemek düşününce böyle oluyor).

Prag’da yılbaşı tek kelime ile muhteşemdi. Şehrin her yerinde christmas pazarları, yemekler, sıcak şarap, müzik, süslemeler, gerçekten masal şehrinde gibiydik. Kendimizi orta çağ şehri değil de sanki Disneyland kalesi içerisinde gibi hissettik. Yeni yıla ile Charles köprüsünde girdik. Saat 12’yi gösterdiğinde nehirdeki teknelerden ve Prag’ın her yerinden havai fişekler göğe yükselmeye başladı. O anları anlatmak gerçekten çok zor ve tarifsiz, muhteşem di. Ancak sizlere sadece bir kaç video ile gösterebilirim aşağıdaki şekilde. Avrupa’nın bir çok şehrinden, ülkesinden insanlar Charles köprüsündeydi. Tam yanımızda yaklaşık 10-15 kişilik bir Alman Munich taraftarı grup vardı. Şarkılar, marşlar danslar bütün köprüyü kendilerine baya bir baktırdılar ama eğlenceliydi. Geçen diğer Almanlar onlara katıldı, beraber şarkılar söylendi. Ve yeni yıla girdiğimizde ne bir karmaşa ne bir tatsızlık, herkes, çocuğunu kucağına alıp gelenler bile, güzelce eğlencenin ve parlayan gökyüzünün tadını çıkarttık. Tek kötü yanı bu kadar güzel bir gece sonrası o kadar insanın köprüden ayrılması biraz sıkışık ve zor oldu 🙁 Sizleri yeni yıl anıları ile bırakayım ve ardından Prag’da nereleri gezmelisiniz anlatmaya başlayayım.

◊  NERELER GEZİLİR?  ◊

♦Eski Şehir, yani  Starometske Namesti. Prag’da zaten ne yaparsanız yapın yollar sizi buraya sürüklüyor. Alacağınız hediyelik eşyaların çoğu bu meydana bağlanan caddelerde olacaktır. Eğer yeni yıl zamanı gidiyorsanız, en büyük yılbaşı kulübeleri burada kuruluyor. Biz gittiğimizde meydanda inanılmaz büyük bir gerçek ağaç vardı. Belirli aralıklarla üzerindeki ışıklar bir şov ile aydınlanarak klasik müzik çalıyordu. Bunun yanı sıra meydan da yılbaşına özel bir konser alanı vardı, her kesme hitap edebilecek tarzda müzik çalıyorlardı. Belki Prag’ın bir istiklal caddesi yok ama ana meydan burası.

♦Tyn Kilisesi. Starometske Meydanında olupta görmemek imkansız. 1511 yılında yapılmış. Tam bir orta çağ şehrinde olduğunuzun hissini veriyor size. Gotik tarzda yapılmış bir kilise.

♦Prag Astronomik Saat Kulesi. Eğer Starometske Meydanında her saat başı insanların bir noktaya doluştuğunu ve yürümekte bile zorlandığınızı fark ederseniz, Saat kulesinin önündesiniz demektir. Saat kulesi her saat başı 1 dakikalık bir gösteri ile çalışıp bitiyor. Saatteki 12 saat dilimi 12 burcu göstermektedir. Rivayetlere göre ise bu saatin aynısından bir daha yapamasın diye ustası Hanus kör edilir. Astronomik saatteki figürlerden elinde ayna tutan kendini beğenmişliği sembolize eder. Altın kese olan figür aç gözlülüğü sembolize eden bir Yahudi. İskelet, tek doğrunun ölüm olduğunu sembolize eder. Burada ayrıca mandolin çalan bir Osmanlı bulunmaktadır. Keyif ve eğlence anlamındadır. Animasyonda ise iskelet elindeki zili çalarken diğer figürler ölüme hayır diyerek kafa sallar.

♦Charles Köprüsü. Şehrin asıl sembolü bu köprü. Yılbaşı’na burada girdik ve havai fişeklerin altında bütün kalabalık ile beraber yeni yıla girdik. Burada yazıp anlatmak isterdim ama gerçekten anlatılamayacak kadar muhteşem bir andı. Ömrünüzde bir sefer mutlaka Prag’da Charles Köprüsünde yeni yıla girmenizi tavsiye ederim. Gerçi saat 1 gibi bu sefer o kalabalıktan dolayı köprüden şehir meydanına gidemedik resmen inanılmaz kalabalıktı ama hiçbir kimsede hiçbir yerde taşkınlık olmadı. (Arada uçan havai fişekler hariç). Charles köprüsü, boylu boyunca heykellere ev sahipliği yapan bir köprü ve onun dışında inanılmaz bir Vltava Nehri manzarası bulunmakta. Eğer Eski şehir meydanından yukarı köprüye geldiyseniz, köprünün sonuna doğru sol heykellerden birisinde Osmanlı figürü bulunuyor. Köprü tahmin edebileceğiniz gibi, sokak sanatçıları, ressamlar, ufak tezgahlar dolu.

♦Prag Kalesi. Charles köprüsünden yukarı doğru yürüdüğünüz de karşınıza çıkacaktır. Biraz merdiven çıkmak gerekiyor ama çıktıktan sonra karşınıza gelen manzara gerçekten muhteşem. Bütün Prag ayaklarınızın altında oluyor. Biz yılbaşı dönemi gittiğimiz için hem kale girişi, hem kale içinde iki ayrı Yılbaşı pazarı vardı. Yukarıda bir şeyler yemek isterseniz (ki mutlaka yiyin, yeme içme kısmı aşağıda daha detaylı anlattım) güzel alternatifler bulunakta. Prag Kalesi Çek devler başkanlarının bulunduğu yer tarihten beri ve hala aktif olarak kullanılıyor. Kalenin ilk inşası 870 yılına kadar gitmektedir. İkinci dünya savaşında idare merkezi olarak ta kullanılmış bir kale. İçeride gezmek görmek serbest ama eğer klişelere veya diğer bölümlere girmek isterseniz, bilet almanız gerekiyor bu kısımlar için. Biz açıkçası almadık bilet ama Aziz Vitus katedrali, zaten orada görmemeniz imkansız, en büyük ve ihtişamlı gotik yapıdaki kilise, giriş ücretsiz ama ayin kısmına geçiş paralı burada. Sınırlı bir alana kadar gidebiliyorsunuz kilise içerisinde yani. Kilise çıkışı yine bir Pazar ve ağaçlar karşıladı bizi, tatlı yemeden duramadık tabi. Tatlı ile resim selfie çekmek istedik ama naz o ara tatlıya fazla aç gözlerle bakıyordu.

♦Kafka Müzesi. Prag Kalesinden aşağı geri Charles köprüsüne inerken karşınıza çıkıyor. Franz Kafka müzesi. Müze yanında cafe’de var. Müzeden aşağı indiğinizde Charles köprüsüne gelmeden ise ufak bir nehir kıyısında yer bulunuyor. Bir sürü ördek dolu ve resim çekmek için çok güzel.

♦Kampa Adası. Prag kalesinden inince Charles köprüsünün az altında kalıyor. 17 yüzyılda burada tedavi gören İspanyol askerleri tarafından bu isim verilmiştir buraya. Yılbaşı yine ufak bir yılbaşı Pazarı bulunuyordu.

♦Eğer Charles köprüsünden yukarı kaleye doğru giderseniz, köprüyü geçtikten sonra ilk sağdaki cadde U Lužického semináře’de Prag’ın en dar caddesini görebilirsiniz.

♦Aziz Nikolas Kilisesi. Yine Prag Kalesi tarafında kalıyor. Kaleye daha çıkmadan. Güzel bir mimarisi var ama giriş ücretli.

♦Petrin Kulesi. Madem daha Charles köprüsünden karşıya geçmedik, Petrin kulesine ulaşabilirsiniz. Teleferik ile çıkılıyor. Eğer başka bir yerden gelecekseniz önünden tramvay geçiyor teleferiğin. Teleferik Újezd LD olarak geçiyor aramak isterseniz. Biz çıktık ve açıkçası pek fazla bir şey yok. Petrin kulesi 1897 yılında yapılan 64 metre yüksekliğinde bir gözlem kulesi. Eğer tepesine çıkmak isterseniz ücretli. Eğer soğuktan dinlenmek ve ısınmak isterseniz, girişinde bir kafe var. Yazın yürümesi çok zevklidir, kışın ise kar yağmış ağaçlar altında manzarası çok hoş ama soğuk manzaradan daha etkili olabiliyor o nedenle fazla da duramadık burada.

♦Vyšehrad Mezarlığı. Açıkçası Prag’a gelmeden okumuştum ama aklımdan çıkmıştı burası. Tramvay ile giderken burada ne var acaba hadi tırmanalım diyerek çıktığımız bir yer ve burayı görünce bir anda anılar geri canlandı. Öncelikle şehir manzarası yine çok güzel ve Petrin kulesine çıkmaktan ise, buraya çıkmanızı tavsiye ederim. Vyšehrad Mezarlığı, çek sanatkarlarınız, ressamların, heykeltıraşların, yazarların son dinlenme yeri diyebiliriz. Şansımıza 12 ayinini 1 dakika ile kaçırdık maalesef. Burada mezarların her biri ayrı özenle yapılmış. Moskava’yı anımsatıyor biraz.

♦Dans Eden Ev. Bu yapı nedense neden turist çekiyor hala anlamadığım bir yer Prag’da. Hollandalı bir sigorta şirketinin Prag’daki binası burası. Binada dans eden iki figür Fred Astaire ve Ginder Rogers’a atanmıştır. Güzel hoş ve değişik bir mimari, biraz Gaudi esintisi de var ama bir inşaat mühendisi olarak yeni her türlü yapıya bayılsam da, şehrin dokusuna aykırı bu tarz yapılar beni rahatsız ediyor. (Fransa’da Louvre önündeki cam gibi).

♦Masarykovo Caddesi. Burada Dans Eden Ev’den yukarı Charles köprüsüne doğru giderken nehir kenarı boyunca değişik yerlerden yemek stantları vardı. Yılbaşı ertesi gittiğimizde yoktu maalesef belki belirli günlerde oluyor veya yılbaşına özeldi ama mutlaka bakın var mı diye. Yoksa bile burada nehir kenarında yürümek oldukça keyifli. Biz burada her şeyi yemek istedik ama mide kaldırmayacağı için bazlarına öncelik verdik artık. Eğer burada bulursanız mutlaka İsviçre kısmından fondue dog yiyin. Peynir fondüsü, hotdog ekmeği arasına koyuyorlar. İnanılmaz bir lezzet. Biraz tuzlu peynir ama mutlaka tadılmalı bence. Bunun dışında mutlaka patates yiyin. Zaten stantların yarısında var patates.

♦Cafe Slavia. Nazım Hikmet’in şiir yazmış olduğu mekan. Oturup dinlenmek, tatlı yemek veya kahve içmek isterseniz çok hoş bir mekan. Tatlıları muazzamdı. Ayrıca absinthe’li sıcak çikolatayı da tavsiye ederim. Nazım’ın resmi de duvarda asılı. Tek sorun, Prag’da kapalı mekanlarda da sigara içiliyor maalesef.

♦Varclav Meydanı. Prag’daki en büyük meydan belki de. Meydanın sonunda Aziz Vaclavlı heykeli bulunmakta at üstünde. Burada bir sürü kafe, kulüp bulunmakta. Yılbaşı meydanın ortası yine süslemeler ve Yılbaşı pazarı ile doluyor.

♦Barut Kapısı (Powder Tower). Eski Prag’ın orijinal 13 kapısından birisi. 1475 yılında yapılıyor. Şehre güzel bir giriş olarak düşünülse de, savunma kulesi olarak kullanılıyor. Buraya geldiğinizde aynı zamanda yine büyük bir meydana ve Palladium AVM ye rastlıyorsunuz. Yine burada dinlenmek isterseniz tavsiyemiz Cacao adlı tatlıcı. Çikolatalı tatlılarının tadı hala damağımızda.

♦Aziz Ludmila Kilisesi. Tipik neo-gotik tarzda bir kilise. Tam evimizin yanındaydı bu kilise ve bir ara geliriz dedik hep. 1888 yılında yapılıyor bu kilise. Ev yanında diye gitmedik. Yılbaşının ertesi günü, tramvaydayken bir ara burayada gelelim diye düşünürken Can “Haydi atlayın” dedi ve inip direk kiliseye girdik. Şansımıza 1 Ocak ayini vardı. Güzel anlara tanık olduktan sonra ayrıldık kiliseden. Hem tarzı çok hoş, hemde bir ayine denk gelirseniz etkileneceğiniz kesin.

◊  NE YENİR? NE ALINIR?  ◊

Evet bizim gezmekten daha iyi olduğumuz, uzmanlık alanımıza geldik, oda yemek yemek! Nereden başlasam bilemedim bu nedenle, yılbaşı pazarından ve bulabileceklerinizden başlayayım.

♦Trdelnik! Aman tanrım. Sayısı yok artık kaç tane yediğimizin. Önce bir tane alıp üçe bölüştükten sonra bizi kesmeyeceğini anlayarak kişi başı bire çıkarttık sayıyı. Ülkemizde bir ara denediler ama tutmadı. Kömür ateşinde pişen hamur, üzeri şeker ve fındık/badem ile kaplanıyor, içine ise isteğe bağlı nutella sürdürebiliyorsunuz ama sürdürmeyen daha hiç görmedik. Tatil paranızı bu tatlıya yatırmaya hazır olun.

♦Sıcak şarap yılbaşında, bu pazarların olmazsa olmazı. Prag soğuğunda bir anda inanılmaz içimizi ısıttı ve tadı çok güzeldi. Bununla beraber bal şarabı da var. Bal şarabını daha küçük, shot bardağı boyunda veriyorlar. Sıcak şaraptan, iç ısıtma konusunda daha iyi ve lezzet olarak benim için bir tık daha yukarda ama tabi normal şarap gibi bir bardak içmeyin.

♦Patates ve sebzeler başka bir favorimiz. Oldukça lezzetliler. büyük voklarda pişiriliyorlar, zaten hemen gözünüze çarpar.

♦Ekmek üzeri peynir. Maalesef bunu bu şekilde yazdım çünkü ne peyniri olduğunu tam öğrenemedik. Bir dilim kepekli ekmek üzerine kızarmış peynir koyuyorlar. Bizim hellim gibi değil, içi daha dolgun ve sünek. İsteğe bağlı üzerine sarımsaklı yağ sürdürebiliyorsunuz. Önünden her geçişimizden elimize alıyorduk bir tane.

♦Et türevleri. Burada sürüyle sosis ve domuz eti bulmak mümkün. Ayrıca tavuk şişte veriyorlar. Türkler için iyi bir alternatif. Burada komik olan, eğer paket yaptırırsanız ilave alüminyum folyo ücreti alıyorlar. Aynı stantta ayrıca sıcak şarap, haşlanmış mısır (mutlaka deneyin) ve borsch çorbası (bence başka yerde deneyin ama eğer çok üşümediyseniz) bulabiliyorsunuz.

♦U Tri Zlatych Ivu. Eğer Prag’da brosch çorbası içecekseniz adresiniz burası olsun. Ekmek içinde baharatlı brosch çorbası. Macaristandaki çorbadan farklı ama gerçekten çok güzel. Ertesi gün yine gittik içmeye ama rezervasyon yok diye almadılar bu sefer. Eğer giderseniz Kozel Dark içmenizi de tavsiye ederim.

♦Cafe Slavia. Nazım’ım şiirlerini yazdığı kafe. Tatlı ve sıcak çikolata için güzel bir yer.

♦Cocoa. Çikolatalı tatlı kesinlikle ötesi yok, mutlaka deneyin.

♦Yılbaşı stantlarında hediyelik bakacaksanız, dükkanlardan daha ucuza bulabilirsiniz.

♦Prag’da söylememe gerek yok artık, biranın en güzellerini içebilirsiniz. Burada bizim gittiğimiz ve tavsiye edebileceğimiz mekan Prague Beer Museum. Kendi değişik biraları bulunuyor, sertlik ve içime göre değişiyor.

♦Hediyelik için ise mutlaka ve mutlaka, eğer vaktiniz varsa bütün Prag’ı gezin, yok sa girebildiğiniz kadar mağazaya girin çünkü fiyatlar çok fark ediyor. Aynı ürün yan mağazada 2 katı olabiliyor.

♦Eğer çikolata, tatlı almak isterseniz ise, Charles köprüsünden eski meydana giden yol üzerinde çikolata müzesine girebilirsiniz. Yakınında ise marshmellow satan mağza bulunuyor.

Son dakika alışverişi veya marketleri gezmek isterseniz Tesco önerimiz olur ama yılbaşı gidecekseniz, açılış kapanış saatleri ve kapalı olduğu günlere bakın çünkü ayın birinde kapalı.

Umarım yazıyı beğenmişsinizdir. Sizleri yeni yıl çoşkumuz ile baş başa bırakayım. Herkese iyi seyahatler.

Yorum

  1. Avatar

    Çok teşekkürler 🙂 Birilerine gerçekten faydalı olabildiğini bilmek çok güzel. Güzel sözleriniz için teşekkürler.

  2. Avatar
    Murat Çelik Cevapla

    Çok açıklayıcı ve yardımcı olacak bilgiler var.Resimlerde çok güzel.Emeğinize sağlık.Çok teşekkürler.

Yorum Yaz