Amsterdam’dan sadece 40 dakika bir tren yolculuğu uzaklıkta, beni kendisine hayran bırakan bir şehir Rotterdam.

Rotterdam, Hollanda’da Amsterdam’ın aksine eski bir şehir değil, tamamen yeni. 1940 yılında nazi bombardımanı sonrası şehri tamamen yeniden inşa etmeye ve restorasyonu ihmal eden Hollandalı’lar, modern bir yerleşim yeri yaratıyorlar. 1950-1970 yılları arası şehir tamamen yeniden inşa edilmiştir.

Bütün yapıların moden olmasına bayıldım ben burada. İnşaat mühendisi olarak, pek restorasyon seven birisi değilimdir ben. Her zaman yenilik ve modern tasarımı sevdiğim için, bu şehir bana cennet gibi geldi.

Hollanda’nın ikinci en büyük nüfusuna sahip, Avrupa’nın en büyük limanına sahip Rotterdam.

Amsterdam ile kıyaslandığında bir tık daha soğuk geldi bize hava burası.,

Amsterdam gibi her yerde coffee shop görmeyi beklemeyin maalesef, şehirde yok. Evet burada da yasal ama şehir dışındalar, günü birlik gezilerinizde bu hayalle gelmeyin. (Dip not: uyuşturucu kötüdür kullanmayın 🙂 )

Peki nereden esti aklımıza Rotterdam’a gittik. Başta belirteyim, gezi olarak, turistik amaçlı pek çok yere gidiyoruz, planlar yapıyoruz ama Rotterdam bu tarz bir yer değil. Amsterdam’da 5 gunlük bir tatil planlayınca, bir günü Rotterdam’a ayırmaya karar verdik ve, uzun Hollanda tatillerinde keşfedilmesi gereken bir şehir ama sadece ben tatilde Rotterdam’a gidiyorum diyecek kadar da bir şehir değil.

Hollanda ile ilgili daha detaylı bilgi için Amsterdam Rehberi‘ni okumanızı tavsiye ederim önce.

◊  NASIL GİDİLİR?  ◊

Amsterdam’dan 40 dakikalık bir tren ile gidiliyor. Amsterdam ana tren garından kalkıyor trenler. Burada iki çeşit tren var. Birisi direk Rotterdam’a giderken, diğer seçenek ise yolu uzatarak 1 saat 20 dakika gibi bir sürede gidiyor. Fiyatları arasında 1-2 € fark var bu nedenle ben direk gidişi almanızı tavsiye ederim.

Trenler oldukça rahat ve hızlı, zaten vaktin nasıl geçtiğini anlamıyorsunuz. Yol boyunca düz ve yeşil Hollanda köylerinin arasından oldukça güzel bir yolculuk geçiriyorsunuz.

Eğer direk Rotterdam’a gidecekseniz THY her gün 18:40 kalkışlı TK1431 uçuşunu gerçekleştiriyor. Atatürk Hava limanı’ndan kalkan uçak 3 saat 35 dakika sürüyor.

◊  ROTTERDAM  ◊

♦Bizi ilk büyüleyen şey tren istasyonu oldu. Çok güzel bir mimariye sahip. Rotterdam merkezi olarak ta geçmekte burası. Biraz zor olsa da, güzelliğine doymaya çalıştığımız kadar izleyip, tren garından ayrıldık.

♦Oude Luxor Tiyatrosu. Yıl başı zamanı gittiğimiz için önündeki alanda buz pateni kurmuşlardı. Hollanda’lıların mümkün olan her yere buz pateni kurması oldukça etkilemişti bizi.

♦Lijnbaan Caddesi. Şehir meydanında alışveriş yapabileceğiniz veya kafelere oturabileceğiniz bir cadde. Tek cadde değil tabiki, meydan olarak bu bölgeyi önerebilirim. Özellikle akşam çok daha güzel ama Amsterdam’dan günü birlik gelecek olursanız, biraz tadı damağınızda kalacak bir bölge.

♦St. Laurenskerk Kilisesi. Şehirdeki nadir eski yapılardan birisi. Orta çağdan bu şehre kalan yegane yapı. Yılbaşı zamanı gittiğimizde önünde hem ufak bir buz pateni pisti hem de, ufak yeni yıl kulübeleri açılmıştı alış veriş için.

♦Beursplein. Dünya Ticaret Merkezi yanındaki cadde, çift katlı olarak tasarlanmış. Alt katında hem yemek yemek için, hem alışveriş için mağazalar bulabilirsiniz. Neden bilmiyorum, bu kısım benim çok hoşuma gitmişti Rotterdam’da.

♦Markthal. Şehrin belki de en etkileyici yapısı bana göre. İlk bir avm sandık uzaktan gördüğümüzde ama aslında içerisi bir pazar yeri. Aynı zamanda yapının dış tarafında dışarıdan da girilebilen restoranlar bulunmakta. Rotterdam’da mutlaka gidilmesi gereken ilk yer bence. 

♦Binnenrotte Caddesi. Gittiğimiz zaman çok büyük bir pazar kurulmuştu. Sadece meyve sebze değil, antika eşyalar, hediyelikler de bulunan, Rotterdam’da eğer denk gelirseniz uğramanız gereken noktalardan birisi. Yaklaşık 400 stant kurulmakta bu pazarda. Ayrıca yemek stantları da bulunmakta, yol üstü atıştırmak için. 

♦Küp Evler. Özel bir isimi yok, İngilizce’de de cube houses olarak geçmekte. Markthal’un hemen arkasında kalıyor diyebilirim yerine. 1977’de 55 ev olarak tasarlanan yapı, 39 ile bitiriliyor. Mimar Piet Blom tarafından yapılıyor. Evler, standart ev küpünü 45 derece çevirerek tasarlıyor ve bunları altıgen sütunlara bağlıyor. Şehir içinde köyü temsil etmekte bu yapı, her bir ev bir ağaç ve bütünü ile bir orman.

♦Hoogstraat caddesi. Yine alışveriş için mağazalar ve kafeler bulunan bir cadde. Hemen Markthal karşısında zaten, hemen bulabilirsiniz.

♦Museumpark. Rotterdam şehir merkezindeki en güzel park diyebilirim. 1927 yılında mimar Witteveen tarafından yapılıyor. Parkta Gerrit Jong anıtı bulunmakta ve bir çok sanat eseri bulunuyor, heykel bahçesi olarak ta hizmet vermekte. Aynı zamanda 5 adet müzeye ev sahipliği yapmakta.

♦Boijmans Van Beuningen Müzesi. 1849 yılında açılan sanat müzesi. 2013 yılında Hollanda’nın en çok ziyaret edilen 14. müzesi oluyor.

♦Hollanda Mimarlık Enstitüsü. 1988 yılında kuruluyor ve 1993 yılından beri Rotterdam’da. Burası özel bir organizasyona ait, devletin görev talimat verdiği. Felemenk mimarisi tarihini arşivlemesini ve dökümantasyonunu yapmakta. Aynı zamanda kütüphane ve kafeye sahip.

♦Chabot Müzesi. Ressam ve heykeltıraş Hendrik Chabot’a adanmış bir müze. 1938 yılında yapılıyor. 2000 yılından itibaren ulusal miras alanı olarak kabul ediliyor bu villa.

♦Kunsthal. 1992’de açılan sanat müzesi. İngilizce anlamı zaten “Art Hall (Sanat Salonu). 3300 metre kare bir alana sahip. Hollanda’lı mimar Rem Koolhaas tarafından tasarlanıyor.

♦Rotterdam Doğal Tarih Müzesi. 1927 yılında açılıyor. 2015 yılında 44000 kişi ziyaret etmiş. Mağaza ve kitapçı bulunmakta ayrıca burada. 400000 adet eser bulunmakta.

♦Erasmus Köprüsü. Ben benim hayata bakış açımı tamamen değiştiren Erasmus yüzünden hayranlık duyarak gittim buraya. Eğik kablo askılı köprü sınıfına giren ve Hollanda, Rotterdam’dan geçen Nieuwe Maas Nehri’nin her iki yakasını birbirine bağlayan köprü. Köprü aynı zamanda Rotterdam şehrinin kuzey ve güney yakalarını da birbirine bağlamış olur.Köprü Ben van Berkel tarafından tasarımlanmıştır ve 1996 yılında tamamlanmıştır. 802 m uzunluğunda olan köprü 139 m yüksekliğindeki bir asimetrik sütun tarafından taşınmaktadır. Köprünün takma adı olan “The Swan” (kuğu) adlandırması bundan kaynaklanmaktadır.Köprünün güney kanadında 89 m’lik kısım baskül köprü şeklinde yapılmıştır. Bu kısım köprüye, Batı Avrupa’da bulunan baskül köprüler arasındaki en uzun ve en ağır yapı niteliği kazandırmaktadır.Köprü resmi olarak 6 Eylül 1996 tarihinde Kraliçe Beatrix tarafından açılmıştır. Köprünün inşaatı 75 milyon euroya mal olmuştur. Ekim 1996’da trafiğe açılmıştır.

♦Hotel New York. Nazi bombardımanına dayanan bir aç yapıdan bir tanesi. 1880 de yapılıyor ve 1992 yılından beri otel olarak kullanılmakta. Kafe ve kitapçı bulunmakta ayrıca.

♦Euromast. bir gözlem kulesidir. Kule, Hugh Maaskant tarafından tasarlanmış olup 1958-1960 yılları arasında inşa edilmiştir. İnşa edildiğinde yüksekliği 101 metre olup 1970 yılında kuleye 85 metre yüksekliğinde Space Tower eklenerek yüksekliği günümüzdeki haline getirilmiştir. Euromast, Dünya Büyük Kuleler Federasyonu üyesidir. Saatte 100km hızla giden asansörü bulunuyor eğer Rotterdam’a tepeden bakmak isterseniz, güzel bir nokta.

♦Willemsbrug Köprüsü. Erasmus köprüsü yanında yer alan başka bir köprü. Şehrin kuzey kısmını Noordereiland ve Feijenoord bölgelerine bağlar. 1981 yılında tamamlanıyor. C. Veerling tarafından tasarlanıyor ve adını Kral III Willem’dan alıyor. Toplam uzunluğu 318 metre olan bir asma köprü.

♦Oudehaven ve Boompjeskade caddesi. Willemsbrug köprüsüne giderken ilk ufak gölet gibi çıkıyor karşımıza Oudehaven ve buradaki evler, manzara bizi büyüledi. Köprüden, Erasmus köprüsüne yürürken ise Boompjeskade’den yürüyorsunuz ve mutlaka yürünmesi gereken bir sahil yolu. Bir banka oturup sadece manzara tadını çıkartabilirsiniz.

◊  NE YENİR, NE ALINIR?  ◊

Hollanda ile genel ne alınır, ne yenir kısmını Amsterdam yazısında anlattım. Rottardam’da yemek konusunda ilk öneri tabiki patates kızartması ve ince waffle. Tabiki Hollanda’da her yerde muhteşem peynirler bulmanız ve tatmanız işin bonusu.

Sabah derdi için Beursplein’da bulunan HEMA adlı sandviç yapan bir yerde ucuza kahvaltımızı etmiştik, Sandviç boyutları gayet büyük ve doyurucuydu.

Buna alternatif, Markthal civarlarında iseniz, zaten aç kalacağınızı sanmam. Vaktiniz varsa eğer, burada Jamie’s Italian var. Buradakinde yemeğe vaktim olmadı ama Avrupa’da diğer şehirlerdeki şubelerinde yedim ve her seferinde inanılmaz mutlu ayrıldım.

Son olarak yemek önerim, Binnenrotte caddesi üzerindeki pazarda deniz ürünleri kızartıp elinizde yiyebileceğiniz şekilde veriyorlar. Ben midye, kalamar ve karides almıştım. Her biri 200g 2€ idi fiyatı.

Hediyelik eşyalar, çok fazla bulunmuyor maalesef, bulursanız ise klasik hediyelikler var veya olanların bir çoğu, buranın futbol takımı Feyenoord ürünleri. Bayanlar için Binnenrotte caddesinde Pandora mağazası bulunuyor.

Doruk: “Sonuç olarak eğer modern mimari (mimar ne kadar çizerse çizsin, onu taşıtma başarısı mühendisindir) ve mühendislik görmek isterseniz, Rotterdam’a bayılacaksınız. Tarihi doku istiyorum ben elime kameramı alayım ara sokakları çekeyim düşüncesi içindeyseniz boşa gelmeyin.”

Naz: “Amsterdam dan farklı tarihi binalar yerine daha modern bir şehir ile karşılaşıyorsunuz Rotterdam da. Uzunnn alışveriş caddelerini ve şansınıza denk gelirse pazarı gezme listesine ekleyin. Plak meraklıları için bir sürü stand kurulduğunu da eklemek lazım. Rotterdam uzun yürüyüşlerin yanında alışveriş cenneti; ayaklara kuvvet güzel anlar biriktirmeye devam.”

Herkese iyi seyahatler!

Yorum Yaz