Kopenhag. İskandinavya dediğinizde ilk akla gelen şey renkli kutu kutu evlerdir. İşte o kutu kutu evlerin olduğu yerdesiniz.

Kopenhag, Danimarka’nın başkentidir. 1 Ocak 2012 sayımına göre nüfusu 1.213.822 kişidir. København Danca’da “ticaret limanı” veya “tüccar limanı” anlamındadır. Koben tüccar ve “havn” Danca’da “liman” demektir.

Kopenhag’da İsveç ve Norveç diline yakın olan Danca ana dildir.

Schengen vizesi gerekiyor ülkeye girmek için.

Danca ana dil olsa da, hiçbir zorluk çekmeyeceksiniz çünkü herkes çok akıcı bir şekilde İngilizce konuşuyor.

Türkiye’den bir saat geride.

Kendi para birimlerini kullanıyorlar. İskandinav turu yapacaksanız Danimarka Norveç İsveç Finlandiya, her ülkede farklı para olduğunu unutmayın, bu nedenle ben hep kart kullanmıştım.

Yaz ayları gitmeye çalışın, kışın İskandinav ülkeleri yine ayrı güzel olur ama gerçekten çok soğuk olabilir veya hava durumu tatilinizi kötü etkileyebilir. Ben 2 seferde yazın gittim ve yağmura yakalandım bir süre, bu nedenle yaz dahi olsa şemsiye ya da yağmurluk alın yanınıza.

◊  NASIL GİDİLİR?  ◊

Kopenhag’a gitmek için uçak ile üç alternatif var Türkiye’den. Türk Hava Yolları, Atlas jet ve Pegasus. Uçuş 3 saat 25 dakika sürüyor.

THY her gün 1783 numaralı uçuşunu yapıyor 7:30 kalkışlı.

Atlas Global Perşembe ve Cumartesi hariç her gün, 6133 numaralı uçuşunu yapıyor. 10:25 kalkışlı.

Pegasus ise Sabiha Gökçen Havalimanından 831 numaralı uçuşunu yapıyor. 11:10 kalkışlı uçak.

Peki, eğer Avrupa’daysanız durum nasıl? Bu durumda 3 seçenek mevcut. Tren, gemi ve otobüs. Almanya’dan özellikle treni tercih edebilirsiniz. Ben ilk gittiğim zaman otobüs ile geçtim ve burada önemli olan, İsveç ve Danimarka’yı, Malmö ve Kopenhag şehirlerinden bağlayan muhteşem Öresund köprüsü. İnşaat mühendisi olarak hep okuduğum baktığım âşık olduğum bir köprüydü ama üzerinden geçmek apayrı bir güzellikti. Kopenhag’a yaklaşınca köprü su altına inerek üstten gemi trafiğinin rahat yapılması sağlanıyor. Kesinlikle muhteşem bir şey. Hem köprünün tasarımı, hem de iki ülke arasına sadece bir köprü olur sanki İstanbul düzce gider gibi öbür ülkeye geçebilmek gerçekten muhteşem. Öresund dünyadaki en büyük sınır ötesi köprü ve aynı zamanda özel teşebbüsle yapılıp işletilen en büyük köprüdür. Araba ile geçmek isteyenler için ücret 36€.

◊  NEREDE KALINIR?  ◊

Bütün yazılarımda yazdığım gibi çok bir alternatif vermeyeceğim çünkü herkesin zevki faklıdır. Booking’den otel veya ev, Airbnb’den ise ev kiralayabilirsiniz. Fiyatlar pahalı, kötü dediğiniz oteller bile yüksek fiyatlı olabiliyor. Şehrin zaten büyük olmadığını düşünürsek merkezde her yer olur veya ben tren garına yakın bir yer almıştım.

Booking.com 15$ indirim için tıklayabilirsiniz.

◊  KOPENHAG  ◊

Evet, Kopenhag geldiniz, kalacak yeriniz ayarlı ve pasaport kontrolünden geçtiğimizi düşünürsek seyahatimize başlıyoruz.

Nedenini bilmiyorum ama valizlerimizi almak için baya beklemek zorunda kalmıştık. Burada valiz beklerken, şehre metro biletlerini alabilirsiniz. Burada yanlış trene biniyorum derdi yok, hepsi M2 ‘den Vanløse İstasyonuna gitmekte. Metro 3. Terminalin hemen üzerinde yer alıyor. 5 dakikada bir tren geliyor ve 13 dakika sürüyor şehir merkezinde Nørreport istasyonuna gitmek. Bileti alacaksanız bozuk para ve kredi kartı kabul ediyor dikkat edin, atlamayın bu detayı.

Aynı şekilde metro dışında tren de mevcut. 1. Terminal ile 3. Terminal arası ücretsiz servis var 5 dakika sürüyor.

Otobüs kullanacaksanız 35 dakika sürüyor 5A numaralı otobüs ile. 10 dakikada bir kalkıyor, 3. Terminal’de makinalardan alabilirsiniz yine ama en mantıklı tercih metro oluyor.

Kopenhag’da 24 saatlik ve 72 saatlik bütün toplu taşımayı kullanabileceğiniz kartlar alabilirsiniz ama bence her yer yürüme mesafesinde, bu nedenle kullanmaya gerek duymuyorum.

Havalimanında eğer bir tourist information’a giderseniz, size verecekleri haritada ayrıca yürüyerek birçok önemli noktayı görmenizi sağlayan harita üzerine işli patika bulunuyor. İlk gittiğimde çok işime yaramıştı bu harita. Haritada ki rotayı yürüyerek her yeri gezmiştik neredeyse.

İkinci gidişimde ramazan ayında gitmiştim Kopenhag’a ve bazı gördüğüm hoş olmayan şeylerden bahsetmek istedim. Şehir meydanının ortasında belediye binası önünde bir nevi ramazan çadırı diyebileceğimiz, ücretsiz et pilav ve salata tabağı dağıtılmaktaydı insanlar orucunu açabilsin diye ama düşünce güzel olsa da herkesin yerlere kurulup, yerlerde elle tabaklara dalması, bütün asıl bu ayın anlatmak istediği mesaj ve güzellikten çok uzaktı. Ayrıca tahmin edebilirsiniz ki, yabancıları gözünde bizi ne hallere sokuyor ve eminim Danimarka halkı büyük ölçüde rahatsız olmuştur ki, ben bile rahatsız oldum.

Geldik nereleri gezelim. Dediğim gibi çok büyük bir şehir değil, bir günde bile gezilir ama tadını pek alamazsınız, 2-3 gün ideal bence, hem görülmesi gereken yerlerde oturup biraz manzara tadını çıkartmak için, hem de çok da bedeni yormamak lazım, herkes yüksek tempoyu kaldıramayabilir.

♦Küçük Deniz Kızı. Küçük Deniz Kızı’nın heykeli Kopenhag’da Langelinie limanında bir taşın üzerinde oturur. Heykel Danimarka’nın başkenti Kopenhag’ın simgesi durumundadır. Açıkçası pek anlamış değilim. Şehrin merkezinde değil, büyük ihtişamlı bir şey değil ama pazarlama meselesi tamamen. Nasıl Belçikalılar işeyen çocuğu pazarlıyorsa, buda artık bir pazarlamaya dönmüş, gördüğünüz zaman aa bu muymuş diyorsunuz. Carlsberg (evet bira markasının sahibi) tarafından yaptırılıyor. Modellemeyi yapan Edvard Eriksen bronzdan bir heykel yapıyor istek üzerine. Burada Carlsberg balerin Ellen Price’ı model olarak istiyor ve heykelin kafası Price’dan geliyor ama Price çıplak poz vermek istemediğinden model olarak heykeltıraş Eriksen karısının vücudunu kullanmıştır. Heykelin temellerini 1909 yılında Carl Jacobsen, Carlsberg’in bulucusunun oğlu atmıştır. Heykel yalnızca 1.25 metre uzunluğunda ve 175 kg ağırlığındadır ve turist akımına uğramaktadır. 2004 yılında heykele burka (kara çarşaf) giydirilerek Türkiye’nin Avrupa Birliği adaylığı protesto edilmiştir.

♦Tivoli Bahçeleri. Detay vermeden önce belirtmek istediğim bir husus var burada. Ben gitmeden önce araştırmamı yaptım, herkes mutlaka gidin bir gününüzü oraya ayırın gibi yazılar okudum, kesinlikle öyle bir yer değil. Güzel, hoş ama bütün günü harcayacak bir yer değil. İçinde café’ler, lokantalar, açık hava tiyatroları ve bir de lunapark vardır. Geceleri havai fişek gösterileri yapılan, çeşitli yerleri renkli projektörlerle aydınlatılan parkta yaz boyunca geceleri düzenlenen senfoni konserleri, pantomim gösterileri ve bale resitalleri ile eşsiz bir atmosfere bürünür. Ağaçları, 400.000 çeşit çiçeği, 150 konser alanı ve eğlence parkıyla ön plana çıkar. Park, 1843’te eski kentin güneyindeki istihkâmlar üstünde, yazar ve mimar Georg Carstensen (1812-59) tarafından açıldı. Eski hendeğin kalıntısı kayıkla gezilen bir göl haline getirildi. Besteci H. C. Lumbye (1810-74) ilk 30 yıl boyunca Tivoli’de orkestra yöneterek ünlü Viyana valslarını ve kendi bestelerini çaldı. 1944’teki Nazi sempatizanlarının bombardımanda, aralarında eski konser salonunun da bulunduğu birçok yapı zarar gördü. 2 bin kişilik yeni konser salonu 1956’da açıldı. Parka giriş ücretli. Bunun yanı sıra sınırsız oyuncak binmesi yok, sadece giriş ücreti bu. Eğer oyuncaklara binmek istiyorsanız her biri için ayrı ödeme yapıyorsunuz (oyuncak başında kredi kartı geçiyor) veya ilk Tivoli’ye girerken toptan bilet alabilirsiniz. Burası Kopenhaglıların aynı zamanda kaçamak yaptığı yerde oluyor. Güzel kafeleri, piknik alanları ile yıllık abone olma şansı var burada. Yemek konusunda içeride alternatifler bulabilirsiniz. Fast food da var, hoş lokantalarda. Girdiğinizde size verecekleri harita ile gezmeye çalışın mutlaka hem kaybolmayın hem bir şey kaçırmamış olursunuz çünkü. İki giriş kapısı var, haritada hangisinde olduğunuzu göz önüne alınız.

♦Storget. Evet, geldik meşhur caddeye yine. Her şehirde olduğu gibi, buranın istiklal caddesi diyebileceğimiz caddeleri Storget. Bu caddesi ile ilgili ilginç olan olay, İsveçliler ile sürekli yarış halinde olmaları. Danimarkalılar en uzun caddenin kendinde olduğunu savunurken, İsveçliler ise kendi Drottninggatan caddelerinin daha uzun olduğunu, Danimarkalıların arka arkaya bütün caddeleri ekleyerek en uzunu yapma çabası ile zorlama bir uzun cadde yaptığını savunmakta. Ben orasına karışmadan size aktarıyorum yorum sizin, gayet geniş rahat güzel bir cadde. Fast foodu, mağazaları tipik bir ana cadde. Özellikle Tiger markasını seviyorsanız Tiger mağazası mevcut burada. Vaktiniz varsa cadde üzerinde LEGO mağazasını ve Guiness Rekorlar Müzesini gezebilirsiniz. Tabii sadece Storget değil, her ara sokağından farklı bir meydana çıkıp sokak konseri veya meydanda güzel kafelere denk gelebilirsiniz.

♦Belediye Binası. Kopenhag lordu ve belediye başkanı başta olmak üzere Kopenhag belediye meclisinin genel merkezidir. Bina, şehir merkezinde bulunan Belediye Binası Meydanı’nda bulunmaktadır. 1905 yılında yapılmıştır. Hemen belediye binası önü merkez sayılabilir. Yazının üstünde belirttiğim ramazan da iftar çadırı burada kurulmuştu. Tivoli hemen karşısında. Meydanın ortasında ejder çeşmesi bulunuyor.

♦Hans Christian Andersen heykeli. Hemen belediye binasının yanında, Tivoli’ye bakan kısımda. Andersen Danimarkalı masal, oyun, roman, şiir, gezi kitabı ve biyografi yazarı. Tivoli yanında müzesi bulunmakta ayrıca.

♦Caritasbrønden. Storget üzerinde bir meydan. Ortasındaki fıskiye ile dikkatleri üzerine çekmekte.

♦Kopenhag Katedrali. Caritasbrønden meydanının hemen ilerisinde, Kopenhag Üniversitesi yanında. Neoklasik tarzında ki kilise 1829 yılında yapılmıştır. 60 m yüksekliğinde. Hemen ilerisinde Google Kopenhag Ofisi bulunuyor ayrıca.

♦Aziz Peter Kilisesi. Kopenhag’daki Almanca konuşan kesimin kilisesi. Kopenhag merkezdeki en eski yapıdır. 15.yüzyıl ortasında yapılmıştır. Barok-Gotik mimariye sahiptir.

♦Round Tower ve Trinitasis Kilisesi. 17.yüzyılda yapılmış bir kule. Astronomik gözlemevi kulesi olarak yapılmıştır. Merdivenleri atların çıkabileceği bir eğimdedir. Tepesine çıkılabilirsiniz. Kilise içi 1728 yılında yanmıştır ama 1731’da yeniden yapılmıştır.

♦Rosenborg Sarayı. Rönesans dönemi sarayı. 1606 yılında yazlık ev olarak yapılmıştır. Klasik Felemenk tarzında yapılmıştır. Şu anki haline 1624 yılında getirilmiştir. Bahçeleri şehirdeki en eski bahçelerdir. İki gidişimde de beni gerçekten çok etkileyen bir saray oldu. Saraydan çok bahçeleri demek daha doğru olur aslıda. Bahçeden çok park ta diyebiliriz. Çimlere yayılıp güzel havanın tadını çıkartabileceğiniz bir yer. Kale etrafında minik bir gölet bulunmakta. Yeşilin ve mavinin nerede olursa olsun huzur mutluluk getirdiğini bir kez daha anlıyorsunuz burada. Kale içine girmek isterseniz, çeşitli bölgeleri için farklı biletler almanız gerekmekte. Kale içi ayrı, cephanelik, mahzenler ayrı.

♦Rosenborg sarayı arkasında ise kocaman bir park içerisinde Botanik bahçelerini ve müzesini bulabilirsiniz. Ayrıca bölgede tarih müzesi, jeoloji müzesi ile çeşitli birkaç müze daha görmeniz mümkün.

♦Aziz Paul kilisesi. Haritada yukarılara doğru ilerledikçe karşınıza çıkacak kilise. Aynı zamanda Nyboder Kilisesi olarak ta bilinir. 1877 yılında tamamlanıyor yapımı.

♦Nyboder. Bu bölge eski deniz kuvvetleri kışlasıymış. 1757 yılında donanma genişleyince, askerler ve aileleri için bir bölge yaptırmak istiyor IV Christian. Özellikle sarı rengi ile dikkat çekmektedir ki, Nyboder sarısı diye bile geçer bu don Danimarka’da. Tek katlı sarı evler, hayran olacağınız bir bölge. Bölgenin sonunda ise Carl Nielsen heykeli bulunuyor.

♦Kastellet. Kopenhagda benim bulunmaktan en zevk aldığım bölge burası. Kastellet Avrupa’daki en iyi korunmuş yıldız kaledir. Kale içi pentagram olacak şekilde tasarlanmış, köşelerde ise kale burçları bulunmakta. Şu anda sadece park ve tarihi bölge olarak kullanılmakta. Buranın güzelliği, deniz kenarında, yemyeşil park, havanın görüntünün tadını tam çıkartabileceğiniz bir yer. Küçük denizkızı bu bölgede, aynı zamanda kilise ve şelale mevcut. Mutlaka vaktinizi ayırıp, bu bölgenin tadını iyi çıkartın özellikle yazın.

♦Langelinie Parkı. Küçük deniz kızını da barındıran ufak bir park. Bütün tur şirketlerinin klasik durağı. Buradan kanal gezisi için botlar kalkmakta ama buradan değil, eski limandan binmenizi öneririm ben. Bu bölgede manzara tadını çıkarabilirsiniz kafede oturabilirsiniz ama hediyelik almayın normalden daha fazlaya satmaktalar.

♦Gefion Çeşmesi. İskandinav tanrıçası Gefjun tarafından sürülen bir grup hayvanı içermekte bu çeşme. Kopenhag’daki en büyük anıt ve dilek çeşmesi olarak ta kullanılıyor.

♦Aziz Alban Kilisesi. İngiliz kilisesi olarak ta geçmekte. 1887 yılında şehirde gelişen İngilizler için yapılıyor. Standart gotik tasarımda yapılmıştır. İçerisi çok büyük değil, öğlen girmek isterseniz kapalı.

♦Amalienborg. Danimarka kraliyet ailesinin evi. Merkezinde buranın kurucusu Kral Fredericvk V heykeli bulunmakta. 1760 yılında tamamlanmıştır yapımı. Müzesi de bulunmakta ayrıca eğer girmek isterseniz.

♦Frederick Kilisesi. Mermer kilise olarak ta bilinir. Amalienborg Sarayının arkasında yer almakta. 1749 da başlanıp 1894 yılında tamamlanmıştır yapımı. Rokoko mimarisine sahiptir.

♦Nyhavn. Yeni liman olarak Türkçeye çevirebiliriz. 17. Yüzyılda yapılmış olan bir kanal ve eğlence meydanı. 17 ve 18. Yüzyıl şehir evlerinden, barlardan kafelerden ve restoranlardan oluşmakta. Kanal bir sürü tarihi ahşap gemiyi barındırmakta. Kanal turları aynı zamanda buradan yapılıyor. Mutlaka yapmanız gereken bir deneyim bence kanal turu burada. Yazının başında belirttim, İskandinav deyince kutu kutu renkli evler gözümüzün önüne gelir, orası Nyhavn. Kargo gemileri şehir merkezine daha rahat yanaşabilmesi için yapılmış burası. Siz kanal turu yaparken kanal kenarındaki barlarda içkilerini içen kişiler size büyük olasılıkla selam çakacaktır. Deniz ürünü yemek isterseniz bu bölgeyi deneyebilirsiniz.

♦Church of Our Saviour. Borok mimarisine sahip, dönen merdivenleri ile göze çarpan kilise. Kuzey Avrupa’daki en büyük çana sahiptir. Tepesine çıkabiliyorsunuz. Merdivenler dışardan yükseliyor. 1695 yılında yapılıyor kilise, çan kulesi ise 1752 de tamamlanıyor.

♦Christiana. Özgürşehir Christiana olarkta bilinir. Kopenhag’ın Christianshavn ilçesinde bulunan özerkliğini ilan etmiş 850 kişi nüfuslu ve 34 hektar alan kaplayan bir mahalledir. 2004 yılına kadar marijuna ticaretine göz yumulmuştur bu bölgede. Araç girişi yasak, kendi eğitim sistemlerini uygulayan komün yaşam standardını belirlemiş bir bölge. 1971 de eski askeri bölgede kurulmuştur. Daha hippi tarzı bir yaşamın sürdüğü, el yapımı şeylerin ve organik yiyeceklerin satıldığı bir bölge.

♦Opera Binası. Halkın Operaen olarak kullandığı, Danimarka’nın ulusal opera binası ve dünyadaki en modern opera binalarından bir tanesi. Yapılmış en pahalı opera binasıdır ayrıca.

♦Carlsberg Müzesi. Amsterdam’da Heineken Experience gibi burada da Carlsberg deneyimini yaşayabilirsiniz. Şehrin biraz dışında kalıyor yeri, önceden ayarlayıp vaktiniz varsa gitmenizi tavsiye ederim. Maalesef gidemedim ben hala ama planlarım arasında kesinlikle bulunuyor.

◊  NE YENİR, NE ALINIR?  ◊

Evet, geldik güzel kısma. İskandinav ülkesinde bu iş pek güzel olmuyor açıkçası, yaşamış olsam bile alışamadığım bir durum. Salatalarda tatlı yerine şeker kullanmaları, değişik soslu yemekleri, tuz yerine şekerli soslar bana göre değil. Burada mutlaka denemeniz gereken şeylerin başına deniz mahsullerini koyabilirim ama kesinlikle herring (ringa balığı) burada değil, Hollanda da deneyin. Denemek için aldım ayrıca somon aldık ve yediğimiz yer ile de büyük ölçüde alakalıdır ama eski liman bölgesinde iyi bir lokantada hiçte tatmin edici olmayan balıklara denk geldik. Özellikle herring tam bir hayal kırıklığı ve midemi çok bozmadığına seviniyorum tatilim burnumdan gelebilirdi.

Yine de ilk önerim somon olacak burada. Ayrıca karides, havyar önemli yer tutar Danimarka mutfağında ama çiğ yenebiliyor. Özellikle buzlu karides sadece limon ile servis edildiği oluyor.

Bir İtalya gibi çok şey önermek isterdim ama deniz ürünleri ile tıkanıp kalıyoruz. Bunun dışında fast food zincirleri her yerde olduğu gibi burada da yaygın.

Neler alalım derseniz, ilk önerim tabii ufak bir denizkızı heykeli olacaktır. Bunu tabii hemen heykelin yanındaki satıcılardan değil, daha şehir içindeki yerlerden almaya çalışın daha ucuz olur. İkinci olarak önerim ise çoğu hediyelik İskandinav bölgelerinde olduğu gibi Viking temalı. Kopenhag ve Danimarka temalı ürünler var tabii, magnetler, anahtarlıklar. Hediyelik bulma konusunda zorlanacağınız bir şehir değil ama ufak bir hediye dahi olsa pahalı gelebilir.

◊  ÖZET  ◊

Özet olarak dediğim gibi ilk olarak şehre geldiğinizde bir tourist information’dan harita alarak, haritada ki yürüme patikasını kullanabilirsiniz. Ayrıca her şehirde olduğu gibi hop-on hop-off otobüsler mevcut. Haritasını aşağıya koydum, binmeseniz bile en azından size örnek rota olabilir.

Bunun dışında bence görülmesi gereken sırada görülmesi gerekenler:

  1. Denizkızı Heykeli
  2. Nyhavn
  3. Kastellet
  4. Rosenborg Sarayı
  5. Storget
  6. Tivoli
  7. Amelienborg
  8. Christiana
  9. Church of our Saviour
  10. Carlsberg

Bizim şansımıza gittiğimiz zaman kum eserleri açık hava müzesi vardı. Gitmeden önce eğer tarihleriniz esnekse, etkinlikleri takip ederek gitmeniz daha güzel vakit geçirmenizi sağlar.

Herkese iyi seyahatler.

Yorum Yaz