Zagreb Hırvatistan’ın başkenti ve en kalabalık kenti. Avrupa başkentleri içerisinde en fazla yeşil alan bulunan başkent. 2 Günün kesinlikle yeteceği, hafta sonu kaçamağı için ideal bir şehir.

Dil: Hırvatça

Telefon Kodu: +385

Para Birimi: Kuna / 1 Euro = 7,66 Kuna (30.01.1016)

Vize: Var / Schengen

◊  ZAGREB  

Merhaba herkese, arkadaşımla beraber iş yoğunluğundan sıkılıp yapmış olduğumuz Zagreb macerası sonrası gitmeyi düşünenlere yardımcı olması amacıyla deneyimlerimizi aktarmak istedim.

Zagreb’e uçuşumuz Türk Hava Yolları TK1053 gidiş uçağı ile oldu sabah 10:00 gidiş, dönüş ise Pazar günü TK1056 uçağı ile 20:15 kalkış olarak geri ülkeye döndük. Gitmeden biletimizi skyscannerdan en ucuz bilet olarak arattık ve oradan aracı bir site yardımıyla 80TL kişibaşı daha uygun bir fiyata aldık siz de gitmeden önce skyscanner ve benzeri sitelerden araştırma yaparak acentelerden dah ucuza bilet alabilirsiniz.

Cumartesi sabah geldi çantalarımız zaten hazır, Zagrebe uçuşumuzu gerçekleştirdik. Uçaktan indiktan sonra ilk iş direk pasaport kontrolü var ve hiç beklemediğimiz bir durumla karşılaştık. Pasaportumuza damgayı vurup geçecekler diye beklerken sorular gelmeye başladı. Dönüş ne zaman, bileti göster, nerede kalacaksın, rezervasyonunu göster, yanınızda ne kadar nakit para var, neden geldiniz, neden bir gün zeldiniz sadece zagrebe ve daha sonrasında bizi arka taraa çağırıp çantalarımızı boşaltmamızı istediler. Bütün çantayı aradılar tabiki bulabildikleri bir şey olmadı ama arkadaşımın cüzdanındaki kartların herbirini açıklamasına kadar gitti durum ama sonunda normal 2 turist olduğumuzu anlayarak bizi bıraktılar. Buradan size sonuç olarak tavsiyem yanınızdaki parayı bilin, dönüş biletiniz ve otel rezervasyon kağıtlarınız pasaport kontrolünden geçerken yanınızda olsun.

Pasaport kontrolünden kurtulup sonunda kapıdan çıktığımızda hemen sol tarafta Tourist Information var. Buradan harita edinebilirsiniz ve kalacağınız otele nasıl gidebilirsiniz bunu sorabilirsiniz güzel yardımcı oluyorlar. Havaalanında yaptığımız hata maalesef internetteki yorumlara çok talılmak oldu. Şehir merkezine havalimanında otobüsler var ve kişi başı 30 kuna. Otobüs içerisinde ödüyorsunuz parayı. Tabi ilk indiğinizde doğal olarak kunanız olmuyor ve havalimanında sadece otobüs biletiniz kadar para bozdurun çünkü gerçekten şehirle arasında baya fark var. Biz 30 dedik ama yinede tourist infoya sorun 5 artar 10 artar ama sadece otobüs biletiniz kadarını bozdurup gerisini şehre saklayın.

Otobüs yolculuğu 20 dakika sürüyor. Sonrasında sizi şehrin otobüs garına bırakıyor. Gaz şehirden biraz uzak, tabiki yürüme mesafesinde bütün şehir ama yinede gardan çıktığınızda hemen karşınızda tramvay hattını göreceksiniz. Bütün şehirde ulaşım büyük ölçüde tramvay ile yapılmakta. Eğer tourist information kısmına uğrar ve harita alırsanız havalimanında, haritanın arka tarafında tramvay hattı da mevcut.

Konaklama için booking.com dan Apartment Tomislav adında daireyi tuttuk. Daireden bahsetmek istiyorum çünkü son aldığımız karar kesinlikle gezilerle hostel veya otel yerine ev tutulması. 30€ daireye verdik 1+1 daire. Gayet temizdi, mutfağınız kanepeniz fırın kettle, çamaşır makinesi, duşta havlu şampuan saç kurutma makinesi ne arasanız var. Amaç buranın reklamını yapmak değil ama biraz daha az ereceğim diye hostelde 10 kişiyle beraber yatmaktansa kendinize ait ev ortamınız var bu çok daha iyi.

Ve geldik şehir turuna!

Şehir Donji Grad ve Gronji Grad olarak ikiye ayrılıyor. Biz turumuza Donji grad bölgesi yani, şehrin alt bölgesinden başlıyoruz. Apartmandan çıktıktan sonra çok az bir yürüme mesafesinde ilk olarak şehrin tren garı ile karşılaşıyoruz. Ufak bir meydan havası var ve tren istasyonunu arkanızda aldığınızda, ileriye doğru şehir başlıyor. Hemen sol tarafta hoş bir kafe de bulunmakta, oturup dinlenmek isteyim bir kahve veya kava(Hırvat Türk kahvesi diyelim) içebilirsiniz. Garı arkamıza aldıktan sonra şehre ilerlemeden ilk gördüğümüz Tomislav meydanı ve parkı oluyor. Parkta Kral Tomislav Heykelini görüyoruz. Buradan şehre parkın sağından ve solundan giden 2 yol var, eğer sol taraftan gider ve dükkânlar/mekanlara bakarsanız sol tarafta göreceğiniz ilk Exchange ofis en uygun fiyata dolar veriyordu biz gittiğimizde aklınızda olsun. Yoluma ilerledikçe parkın sonunda sanat müzikalini görüyoruz.

Buradan karşıya geçince tekrardan bir park ve bu parkta ilk gördüğümüz Hırvat sanat ve bilim akademisi ve kütüphanesi oluyor. Buranın ilerisinde Zrinjevac parkı bulunuyor. Şehir tamamen parklar ile dolu. Burada bir dip not, şehirde belki hiç görmediğiniz kadar köpek göreceksiniz, neredeyse % kişinin köpeği var. Buradan yukarı doğru ilerlediğimizde şehir merkezine geliyoruz. Illica sokağı olarak ta görebilirsiniz burayı. Sol tarafa doğru aynı taksim gibi ama tabii kalabalık olmayan bir cadde, tramvayların geçtiği güzel bir cadde. Tramvay duraklarında burası KAPTOL olarak geçmekte zaten. Burada bizi Josip Jelacic Heykeli karşılıyor. Bizim gittiğimiz zamanda şansımıza Çin yeni yılı olduğu için onun için ayrı kutlamalar ve hazırlıklar vardı bu meydanda oda ayrı bir renk katmıştı.

Heykelin solundan yukarı doğru ilerlediğimizde karşımıza çıkan merdivenlerden yukarı çıkınca Dolac Pazarı’na geliyoruz. Bildiğimiz Pazar J meyve sebze peynir kuruyemiş, yerel halkın günlük Pazar alışverişini yaptığı yer. Dolac meydanına girdikten sonra sağa doğru yürümeye devam edince ufak bir meydan ve Zagreb kilisesini görüyoruz. Şehirdeki en büyük kilise burası. 17. Yüzyılda binanın güney cephesine bir gözetleme kulesi, yapılmış ve Osmanlı tehdidine karşı askeri amaçla kullanılmıştır. Kiliseyi karşınıza aldığınızda aşağıya doğru inerseniz geri ana caddeye ve hediyelik eşyaların olduğu yere gidebilirsiniz. Eğer sola doğru giderseniz pek bir şey yok sadece şehrin devamı ama Kaptol caddesinden Opatovina caddesine döndüğünüzde karşınızda Tolkien’s House adlı kafeye geleceksiniz.

Adından anlaşılacağı gibi Tolkien’in yüzüklerin efendisi serisine adanmış bir kafe olarak göze çarpıyor. İçeride zırhlar küçük figürler kılıçlar bulunuyor duvarlarda. Birçok bira çeşidi var gerçekten ama bizim tavsiyemiz kesinlikle sıcak çikolata! Belki içebileceğiniz en güzel sıcak çikolatalardan bir tanesi. Suya nesquick karıştır ver değil, sanki sufle kıvamındaymışçasına güzel bir sıcak çikolata, yanında Türk kahvesi gibi su ile servis ediyorlar. 15 kuna, kremalı 18 kuna fiyatı var, benim tavsiyem kesinlikle kremalı J

Tolkien’den çıktıktan sonra sokaktan aşağıya doğru ikinci el kıyafet ve eşyaların satıldığı bir sokak ve geri Dolac Pazarına bağlanıyor. Buradan aşağıya doğru giderken bu sokağı paralel kesen sokakta Leonardo mekânındayız. Kesinlikle ve kesinlikle öneriyorum mekânı! Birincisi burası kalamarları ün yapmış bir mekân, ikincisi ne yerseniz hem porsiyonlar gerçekten büyük ve uygun fiyatlı. Menümüze Beef noodle soup/Etli erişte Çorbası (1,7€) ve Mantar çorbası(2€) ile başlıyoruz. 2 çorbada güzel ama erişte çorbası fazla sulu, et suyuna çorba yapılmış gibi ama mantar çorbası kreması mantarı tadı ile açık ara favorimiz denemenizi öneririz. Burada yerel biralar olan Ozujsko ve Karlovacko yok bunun yerine bir alman birası Paulaner yanına kalamarımızı istedik. Kalamar 3 şekilde var birincisi klasik yağda, ikincisi ızgara, son olaraktan ekmeğe ve yumurtaya bulanmış olarak kızartılan şekilde var. Biz klasik kalamar istedik 48 Kuna verdik kalamara ve baya dolu bir tabak kalamar geldi. Kalamar boyutları küçük ama adet olarak çok yanında patates kızartması ile geliyor. Kalamarların uç kısımlarını da pişirmişler ve bence buraları daha güzeldi, abartılacak kadar efsane değil ama ağızla sünmüyor, çerezlik güzel bir şekilde gidiyor.

Dolac pazarında bu sefer sağındaki paralel yoldan yukarıya doğru çıkmaya başladığımızda iki cadde bulunmakta Radiceva ve Ivana. Ivana kafeler ve pubların olduğu cadde, biz radiceva ya doğru yola koyuluyoruz. Yukarı doğru çıktıkça sol tarafta hediyelik eşya dükkânları görebilirsiniz ve kravatçı var burada eğer almak isterseniz (kravat Hırvatistan’dan gelmekte). Yukarı çıkınca Kamentina caddesinde Stone Gate adlı geçidi görüyoruz. Normal küçük bir geçit gibi geliyor ama içerisinden geçerken aslında bir açık hava kilisesi olduğunu fark ediyorsunuz. Buradan yukarıya doğru çıkarsanız belediye binalarını, Hırvat parlamentosunu, Mark kilisesini görebilirsiniz, meydandan sola aşağıya doğru inerken müzelerin bulunduğunu fark edeceksiniz, en ünlü müze burada Museum of Broken Relationships. Ayrılan çiftlerin birbirlerine ait eşyaları yolladıkları bir müze, değişik bir çalışma, giren kişiler çok güzel olduğunu söylediler ama biz girmedik. Giriş 30 Kuna. Müzeden aşağıya indiğinizde en kısa füniküleri göreceksiniz. Gerçekten sadece bir yokuşu çıkmamak için füniküler yapılmış yukarıdaki Mark meydanına gidiş için.

Buradan aşağıya inerek Ilica’ya geri varıyoruz. Bu cadde dediğim gibi aynı taksim gibi, sağında solundaki dik kesen sokaklarda birçok kafe, pub görmeniz mümkün, yorgun düşerseniz oturacak çok fazla alternatif var. Zagrebin ünlü gece kulüplerinden Pepermint’te bu cadde üzerinde. Ilicada ilerledikçe Burayı dik kesen Frankopanska caddesine giriyoruz. Burada yolumuza ilerlediğimizde Hırvat ulusal Tiyatrosunu, Sanat müzesini, etnografya müzesi, mimari müze, Kimya mühendisliği fakültesini, şehir arşivlerini ve yolun sonunda botanik müzesini görüyoruz. Zagreb gezimizi bu şekil bitirdikten sonra barlar ve kafelerin olduğu Ivana sokağına gidiyoruz.

Burada History&Village adlı mekana oturup et deniyoruz. Dana eti ve sığır eti çeşitleri var, biz sığır denedik. 75 Kuna steak ve beklerken yerel biraları olan ojusko’yu deniyoruz. Bira biraz sulu geldi bana, diğer yazılarda yazıldığı gibi ağır bir bira değil, öyle aranılacak bir birada değil. Et geldiğinde bariz bir şekilde “rare” kıvamında olduğu belliydi ve asla yiyemeyeceğim bir kıvamdır ama eti yedikçe ve yedikçe ne kadar muhteşem pişirildiğine hayran kaldık ve demek ki rare ette güzel oluyormuş. Tabi et cinsinden de olabilir ama aşçı abimiz de lokum gibi mühürleme yaparak pişirmiş kesinlikle efsaneydi. Ve sonrasında gece dışarıya çıkmadan diğer Hırvat birası Karlovacko deniyoruz ve bu bizce daha iyi bir biraydı. Tavsiyemiz iki bira arasında bu olur. Alkol oranı standart %5.

Akşam gezmesine giderken tramvayda başımıza gelen bir olaydan bahsedelim, arkadaşım önümdeki koltukta bende arkadaki koltukta ve bize bakan ters koltuklar var 4 bayan var. Kendi dillerinde konuşurken seni seviyorum gibi bir laf geçti, arkadaşa dedim bu kız seni seviyorum diyo yok lan olurmu öle şey derken kızlardan bu sefer yine Türkçe seni seviyorum lafı geçti bu sefer anaa harbi derken göz göze gelip gülüşmeye başladık, kızlar yine seni seviyorum bu sefer üstüne basa basa bağırınca dedik lan tamam Türk’üz anaaa J Türkçe İstanbul’u seviyorum falan başladılar tabi bir Türk olarak kelimelerin doğru telaffuzu konusunda yardımcı olduktan sonra ayrıldık tramvaydan. Aksam Pepermint adlı mekana gidiyoruz, giriş 25 kuna, içeride bir bira (33cl Heineken) 20 Kuna. Müzikler inanılmaz hoşuma gitti burada, mekan 2 katlı biraz küçük ve bir saatten sonra inanılmaz duman altı oluyor özellikle sigara içmeyen bizler arada dışarı temiz havaya çıkıp oksijen depoluyorduk. Burada Amerikalı bir grupla tanışıp yunanız diyerek bütün gece Yunanistan’la ilgili atıp tuttuk, ekonomi nasıl siz etkilendiniz mi gibi sorular soruyorlar, en sonunda telefonlarımızı bile istediler ve saat 4 gibi ayrıldık ve o saatte mekân full doluydu.

Bir günü bitirmişiz be, ikinci gün Nikola Tesla’nın eski laboratuvarına gitmek istedik ve Tramvayda teknik müze olarak hemen önünde inebiliyorsunuz, ama biz gittiğimizde kapalıydı öğlen 12 de kapanıyormuş Pazar günleri, gitmek istediğiniz yerler varsa o yüzden saatlerini araştırıp pazara bırakmayın. İkinci günde şehir merkezinin hemen biraz gerisinde good food aldı bir yerde balkabağı çorbası deniyoruz, değişik güzel bir çorbaydı tavsiye ederiz, 15 kuna fiyatı var. Etrafta börekçilerde çok göreceksiniz, bir peynirli börek deneyelim demiştik fiyatıda 6 kuna eğer denemek isterseniz. Bar ve kafelerin olduğu Ivana Sokağı sonunda Hırvat donut’ı yapan teyze sıcak vermekte bu yüzden buradan tavsiye ediyoruz. Bizim lokma tatlısının büyüğü ve daha hamurumsu olarak düşünebilirsiniz, şeker, tarçın ve nutella dökülerek yeniliyor, siz seçebiliyorsunuz. Orjinali Sadece şeker, teyze eskiden büyük annelerin sadece şeker bulabildiğini hamuru yapıp çocuklarına öyle verdiğini söyledi ama benim son kararım nutellalı veya en azından yazı şeker yarı nutella alın.

Şehrin asıl güzel yerlerinden birisi Jarun Gölü. Önemli not! Kışın sakın gitmeyin! Bomboş ve hiçbir şey yok, vaktimize yazık oldu orada geçirdiğimiz. Ama yazın kesinlikle gidilmesi gereken biryer. Şehrin küçük plajı olarak kullanılıyor. Sahili ve etrafında mekanlar, gece ise gece kulüpleriyle dolu bir bölge ama kesinlikle yazın gidilmeli.

Türkiye dönüşte artık havalimanına geri otobüs garından havalimanına varıyoruz. Pasaport kontrolündeki abla, bizi girerken soyup atan abla olunca önce kaçmak istedik bizi görünce baya heyecanlandı” aaa come come seyahat nasıldı vs bu seferde kanki olduk ablayla J en sonunda Türkçe teşekkürler dedi J Ve uçağımıza binip atladık geldik geri Türkiye’ye.

◊  ÖZET  ◊

İlkbahar / yaz dönemi en ideal zaman gitmek için ve 2 gün yeter. Yazın çok sıcak ve nem olabilir o yüzden bahar gidin.

◊  ULASIM? 

Havalimanından 30 kuna’ya yarım saatte bir otobüs var. Şehir içinde tramvay kullanılıyor toplu taşıma olarak. Biz hiç para vermedik ama yakalanırsanız suçlu duruma düşebilirsiniz o yüzden teşvik etmiyoruz, biz basanı görmedik hiç yakalananında ama sorumluluk sizin, bana güvenip kaçak binmeyin.

◊  NEREDE KALINIR?  ◊

Çeşitli otel, hostel ve apartman alternatifi var. Önerim şehre yakın, booking.com’dan size uygun bir yer seçmeniz. Biz Apartment tomislav’da kaldık.

Booking.com 15$ indirim için tıklayabilirsiniz.

◊  NE YENİR, İÇİLİR?  ◊

Leonardo (Mekan): Kalamar, mantar çorbası ve ilave ne isterseniz

History&Village (Mekan): Steak + Bira

Good Food: Balkabağı Çorbası

Tolkien’s House (Mekan): Sıcak Çikolata

Strukli: Su böreği

Kava: Kendi kahveleri

Hırvat Donutları

◊  NERESİ GEZİLİR?  ◊

Zagreb 360

Zagreb Katedrali

Tomislava Meydanı

Mark Meydanı

CENTRUM

Maksimir Parkı

Ivana Tkalcica Sokağı

Radiceva Sokağı

Kaptol Caddesi

Ilica Caddesi

Jarun Gölü (YAZ Mevsimi)

◊  NE ALINIR?  ◊

Ufak bir sürü hediyelik eşya satan yer bulabilirsiniz ama çok fazla çeşit yok standart Avrupa’nın her yerinde bulunan hediyelikler ve ufak şehir turist az oluyor diye mi bilemiyorum, hediyelikler diğer şehirlere oranla pahalı. Şehirden kravat alabilirsiniz eğer sembolik bir hediye istiyorsanız. Dolac pazarından peynir, ev yapımı ürünler, şarap, el yapımı ahşap ürünler hediyelikler alabilirsiniz.

Herkese iyi geziler!

Yorum Yaz